24 Kasım 2017 Cuma
468x90 reklamlar alanı kodu
Yusuf Halaçoğlu’ndan üç önemli belge…
Yusuf Halaçoğlu’ndan üç önemli belge…

Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu; Mustafa Kemal Atatürk’ün kurtuluş mücadelesini başlatmak için 16 Mayıs 1919 tarihinde Istanbul’dan ayrılışı münasebetiyle

“Atatürk 16 Mayıs 1919’da yani bugün fevkalade müfettişlikle görevlendirildiği Samsun’a 25 kişilik bir hayetle hareket etti. Osmanlı Devleti’nce görevlendirilmesi yanısıra İngilizler de onay verdiler. Bunlarla ilgili belgeyi ve karadan onlara eşlik edecek heyetin de listesini sizlerle paylaşıyorum. Ancak şurasını da belirtmeliyim. Atatürk’ün Samsun’a çıktığı günün ertesi günü o bölgede bulunan İngilizlerin Atatürk’ün derhal İstanbul’a geri çağrılmasını istedikleri görülüyor. Dolayısıyla Atatürk’e İngilizlerin adamı yakıştırmalarında bulunanların da riyakâr oldukları ortaya çıkıyor. Bu vesileyle ülkemizin kurtuluşunun ilk adımı olan Samsun’a hareketle başlayan 19 MAYIS GENÇLİK ve SPOR BAYRAMINIZI içtenlikle kutluyor saygılarımı sunuyorum.” şeklinde bir açıklama yapmış ve açıklamasına osmanlıca ve ingilizce üç belge  sunmuş.

Belgeleri görmek için için

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yusuf-halacoglundan-ataturkle-ilgili-iddialara-belgeli-cevap-163685h.htm

Prof. Dr. Hakkı Keskin; “Ajan Provakatörlerin Atatürk Düşmanlığı” başlığıyla yayımladığı

yazısının başlığı, ülkemizdeki gelişmeleri bire-bir özetliyor. Yazısının tamamı

https://www.aydinlik.com.tr/ozgurluk-meydani/2017-mayis/ajan-provokatorlerin-ataturk-dusmanligi

Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun bizim arşivlerimizden sunduğu belgelere ilaveten  ingiliz arşivlerinden  12. Haziran 1919 tarihli “GİZLİ” ibareli askeri raporun ilk sahifesini ekte bilgi için gönderiyorum. Raporun arşiv fonunu rahmetli Prof. Dr. Salahi Ramsdam Sonyel “The Ottoman Armenians” adlı eserinde kullanmıştı. Konusu ayrı olduğu için bu rapora  değinmemiş, Raporun kısa özetini şu şekilde toparlamak mümkün:

Mustafa Kemal Atatürk Istanbul’dan ayrıldığı andan itibaren ingilizlerin takibindedir. İngiliz askerleri  başlarında komutanlarıyla birlikte birkaç müfrezeyle Mustafa Kemal’i arkadan takip etmektedir. İngiliz müferezelerinin geçtiği her yerde, halktan büyük tepkiler almaktadır. Özellikle Çorum’da alevilerin yoğun yaşadığı yörelerden geçerlerken, halk taşlı sopalı mukavemet gösterir.

Bu gelişmeler üzerine  müfrezelerin başında bulunan komutan İngiliz Harp Bakanlığına bir rapor yazar.

Raporunda; tüm ingiliz ordularını buraya yığsanız, bizim bu şavaşı kazanmamız mümkün değil“diyor. İngiliz ordusunun maneviyatını kıran raporu yazan Komutanı İngiliz Divan’ı Harbin de yargılanmak üzere İngiltere’ye çağrılır. Yargılamalar sonucunda “hakikati belirttiği için” beraat eder.

Prof. Dr. Hakkı Keskin’in yazısında ifade ettiği Ajan Provakatörler’in son yıllarda;yönetimden aldığı cesaret, maddi, manevi desteklerle (Yunus Emre Enstitüsünündergilerini inceledeğinizde Mustafa Armağan’ın Mısır ve diğer devletlere tarihçi diye götürüldüğünü görürsünüz) pervazsızlıkları had safhayı aşmıştır. Kurutuluş savaşımız esnasında ülkemizde yaşanan “Gazeteci Alikemal” hadisesinden ders çıkarılmadığı anlaşılıyor. Kurtuluş savaşımızı Mustafa Kemal Atatürk tek başına yürütmemiştir. O’nun arkasından yürüyen Türk Milleti yürütmüştür. Mustafa Kemal Atatürk’e vuran, Türk Milletine vuruyor. Bununda hesabı er yada geç mutlaka sorulur. Son yıllarda baskılardan bunalan toplumumuzda bir “Osmanlıcılık” sevdası oluştu. İşlerimizden fırsat buldukça İsrael Kohen’in  A SHORT HISTORY OF ZIONISM” eserinde yer alan pazarlıklar ve Filistin toprakları için padişaha yapılan ödemelerlerli ilgi bilgileri, bunun sağlamasını yapabilmek için siyonist kongrelerinin tutanaklarını, siyonist lider Theodor Herzl’in orijinal hatıratlarından belgeler, Filistin topraklarında kurulmak istenen İsrail devleti için Berlin’de Osmanlıyla birlikte 1915 yılında ihdas edilen ICA yahudi göç örgütünü, 1898 yılında yazdığı “Die Zukunf der Türkei” kitabında Osmanlı’nın hastalağını ve bu hastalığın tedavisi için “Osmanlı’da bulunan hıristiyanların ya göç ettirilmeleri, yada öldürülmeleri” şeklinde reçete yayımlayan  Dr. Mehemed Emin Efendi takma adıyla yazılan bilgileri arşiv belgeleriyle birlikte yazma gayretinde olurum. Yazılacak çok şey var. Hitleri geri planda yöneten Hjalmar Schacht’ın, Dr. Paul Rohrbach ve Ernst Jächt ile birlikte Osmanlı’da yürttüğü şeker karaborsası ve vurgunları sayesinde Osmanlı’nın çöküşünün nasıl hızlandırıldığını  ve daha nice konular. Rahmetli Prof. Dr. Salahi R. Sonyel; Remzi kitabevinden çıkan “Kıskaç Altında” adlı eserinde ingiliz arşivlerinde yapmış olduğu araşmalara yer verdi. Irak’taki bir İngiliz polis müfettişinin, İngiliz Yüksek Komiseri ve istihbarat örgütlerine gönderdiği raporuna göre, 1926’da 40 bin Kürt militanın Musul’da Türkiye’ye karşı emekli subaylarca eğitilmişti. Bu militanların önderleri, devrik Osmanlı Padişahı Vahdettin‘le ve o sırada Türkiye’nin muhalefet partisiyle Mustafa Kemal‘i yönetimden düşürmek için anlaşmışlardı. Vahdettin iktidarı ele geçirince, “Kürt bağımsızlığını” tanıyacaktı
Hanedan mensuplarının İngiltere’de yaşayan kolu, 1937’de İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na yazılı başvuruda bulunarak “Bize 100 bin pound yardım edin. Bu suikastı biz düzenleyelim. Mustafa Kemal’i ortadan kaldırırsak, rejim çöker, tekrar padişahlık gelir.

VALİ

Bir zamanlar köyün birisinde yaramaz ve uyumsuz bir çocuk yaşarken, hane halkına

sürekli rahatsızlık vermesinden babasının canına tak demiş ve birgün oğluna;

–         “Oğlum sen adam olamazsın” der.

Buna sinirlenen oğul evini ve köyünü terk edip, gurbete çıkar. Gurbette tahsil hayatına başlar. Tahsil bittikten sonra devlete memur olarak işe başlar ve aradan yıllar geçtikten sonra ailesinin yaşadığı köyün şehrine Vali olarak tayin edilir.Valilik görevine başlar başlamaz hemen aile bireylerinin yaşayıp yaşamadığını araştırmaya yönelir ve yaşadığını öğrendiği vakit birkaç kişiden oluşan Kollukkuvvetini babasının köyüne gönderir ve evinden alınıp, vilayete getirilmesi için talimat verir. Kollukkuvveti köye ulaşır, yaşlanmış ve iki büklüm olmuş ihtiyar babayı arar bulur ve yaka paça  faytona bindirilir ve yaşlıyı Vali’nin önüne dikerler. Valinin önünde son derece tedirgin olan baba Vali’ye ne için getirtildiğini sorunca, Vali başlar anlatmaya;
– sizin seneler evvel bir oğlunuz var mıydı?

Yaşlı
– Evet der.

Vali sorar

– ne oldu oğlunuza?

Yaşlı

–   oğlum çok yaramazdı. Hane halkına zulüm ve eziyet eden davranışları

yüzünden, ona birgün “ Oğlum sen adam olamazsın” dedim. Bu sözümden sonra

oğlum evi terketti ve o gün bugün kendisinden hiç ses – sada işitmedim, yaşayıp,

yaşamadığını dahi bilmediğini anlatırken,

Vali söze karışır ;

–  adam olamaz dediğiniz o çocuğunuz şimdi karşınızda ve köyün ilinin

Valiliğini yapıyor, hani ben adam olamazdım? deyince:
Yaşlı

–  evladım ben sana Vali olamazsın demedim ki, “ adam olamazsın” dedim.

Eğer adam olsa idin, babanı Kollukkuvveti ile ayağına kadar getirtip, burada

ayakta dikmez, kendin benim yanıma gelirdin, der ve gerisin geriye dönüp, Valilik makamını terkeder.
Eskiden  toplumumuzda benzer hadiselere, kıssadan hisse alınması için bazı kafiyeli mısralar telafuz edilirdi.

“Mey biter, saki kalır.
Her renk solar, haki kalır.
Tahsil insanın cehlini alsada,
Hamurunda varsa eşeklik, baki kalır.”
Şair Ziya Paşa (Kaymakamlık ve Vali yrd. yapmıştır) ise
“bed asla necabet mi verir hiç üniforma zerdüş palan vursan, eşşek yine eşşektir” demiş.

Istanbul’a Vali olunur ama ADAM olmak ayrı birşey.

http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/istanbul-valiliginden-ataturk-yuruyusune-izin-cikmadi-1852971/

Beşiktaş şampiyon olduğunda

SEVEMEZ KIMSE SENI, BENIM SEVDIGIM KADAR (ATA’M) diyerek yeri göğü inletir

https://www.youtube.com/watch?v=m2Ee8n19g9s

http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/ataturkun-poster-resmindeki-elini-defalarca-optu-1853195/

MİLLİ BENLİĞİMİZİ VE BİRLİĞİMİZİ AŞINDIRMAYA HİÇKİMSENİN

GÜCÜ YETMEZ!

19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK ve SPOR BAYRAMIMIZ

KUTLU OLSUN…

Kalın sağlıcakla

Rehan Gündoğmuş

Bu haber 33 defa okundu