23 Haziran 2017 Cuma
468x90 reklamlar alanı kodu
Üçüncü Dünya Savaşı..
Üçüncü Dünya Savaşı..

‘ Savaşma sanatının en yüksek düzeyi düşmanı mücadele etmeden yenmektir’.

Sun-Tzu ( M.Ö 544 – 406 ), Çinli General ve Filozof.

‘ Temel sorun savaşların yok edilmesi değil , onların en kısa zamanda kazanılmasıdır ‘.  Julius Caesar ( M.Ö 100 – 44 ), Roma İmparatoru.

‘  Savaş politikanın başka önlemlerle devamıdır. ‘ 

 Carl von Clausewitz ( 1780-1831), Alman Generali.

‘  İyi bir savaş, kötü bir barış hiç olmamıştır ‘.

Benjamin Franklin (1706-1790), ABD’li Yazar, Bilim adamı ve Filozof.

‘ Ulusun yaşamı tehlike ile karşı karşıya kalmadıkça, savaş bir cinayettir’.

 Mustafa Kemal Atatürk

Son zamanlarda uluslararası alanda tanınmış aydınlar, bilim adamları ve uzmanlar gittikçe artan bir biçimde muhtemel bir Üçüncü Dünya Savaşı temasını işlemekte. Bu kişilerin üzerinde birleştikleri en önemli yaklaşımlar şunlar :

Küreselleşme süreci ile ortaya çıkan sosyal ve ekonomik dengesizlikler fakir zümrelerin gittikçe artmasına yol açmış durumda. Yakın bir gelecekte 9 – 10 milyara  varacak dünya nüfusunun büyük bir bölümü barınma , yeme-içme ve örtünme gibi  temel yaşama koşullarından giderek daha çok mahrum kalmaya mahkum. Bu kitle eskisine göre daha hızlı olarak fakirleşiyor. Yeryüzü çok uluslu şirketler ve finans kuruluşlarının elinde .

Global sosyo-ekonomik  krizler ve demografik  baskıların yanı sıra, çevre ve değişen iklime bağlı  ekolojik sorunlar, enerji- maden ve su kaynakları başta çeşitli kaynakların kullanım ve rezerv problemleri de gün geçtikçe artmakta.

Din ve etnik kaynaklı  ayrılıklar hızla teröre dönüşmekte. Uluslararası ve devletlerarası kuruluşlar global yaşama ve güvenceye yön vermekten aciz. Etik, ahlaki ve insani değerler gittikçe kaybolmakta. Azgın teknolojik , maddi , mali ve parasal yaklaşımlar  küresel öncelik taşıyor.

Bütün bunlar her an patlamaya hazır ‘explosif’ bir ortam yaratmış durumda. Tüm dünyayı kapsayan bu atmosfer çok tehlikeli bir karışım, sanki saatli bir bomba.

Adı geçen küresel ortam veya atmosfer bünyesinde altı (6) tehlikeli odak noktası yer alıyor ve dikkat çekiyor :

  • Avrupa’ya yönelen göçmen ve sığınmacı kitleleri. Bu kitle hareketleri İslam ideolojisi altına etnik bir Avrupa iç savaşına yol açacak nitelikte. Avrupa’nın Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Afrika’dan kaynaklanan bu göç ve iltica hareketlerinin önüne geçemeyip kontrol edememesi Avrupa içinde silahlı çatışmalar ve daha fazla terör doğurabilecektir.
  • Bir yandan İslam dünyası ile Batı Dünyası arasındaki çatışma, diğer taraftan İslamiyet bünyesindeki Şia – Suni çatışması askeri nitelik kazanabilir ve devletlerarası-uluslararası savaşlara dönüşebilir.
  • İsrail sorunu. İsrail devletinin ortadan kalkması ideolojisine karşı bu devleti koruyanların herhangi bir müdahalesi daha geniş çapta savaşlara neden olabilir.
  • Bugünkü Arap-Müslüman toplumlarının iç yapısına iki özellik hakim durumda: Sünni-Şii çatışması , İslamist fanatiklerle çarpışan diktatörlükler. Bu iki nokta da bölgesel savaşlara yol açabilir.
  • Çin ile ABD arasındaki çekişmeler genel bir jeopolitik mücadeleye dönüşebilir. Eğer buna Japonya’da karışırsa  Pasifik ve Doğu Asya savaşa sahne olabilir.
  • Hindistan – Pakistan ve Hindistan-Çin arasındaki , şimdilik arka planda kalan  husumet ileride savaşa dönüşebilir. Üstelik bu ülkelerin hepsinin  nükleer silahlara sahip olduğunu unutmamak gerekir.

Yukarıdaki senaryolara göre Üçüncü  Dünya Savaşı şu nitelikleri taşıyacaktır :

  • Savaş bir kaç dünya bölgesinde eş zamanlı veya ayrı ayrı zamanlarda başlayıp gelişecektir.
  • Savaş sadece küresel nitelikte kalmayacak , aynı zamanda sivil savaşları da içerecektir.
  • Üçüncü Dünya Savaşında gerilla savaşları ve terör hareketleri önemli yer tutacaktır.
  • Savaşta nükleer silahlar sınırlı veya tam olarak  kullanılacaktır.

Bugünkü küresel gelişmelerin ışığı altında tahmin yapanlar Üçüncü Dünya Savaşının büyük bir ihtimalle 2025-2035 yılları arasında çıkacağını düşünmektedir.

Sonuç: Tanrı Dünyayı ve tüm insanları korusun !

Dr.Tunay Akoğlu yazıyor

Bu haber 15 defa okundu