21 Ağustos 2017 Pazartesi
468x90 reklamlar alanı kodu
Türkiye-Azerbaycan; biri can, biri yürek(2)
Türkiye-Azerbaycan; biri can, biri yürek(2)

Son dönemlerde Türkiye’de, kasıtlı olarak ruhunu şeytana satmış olan bazı zevatlar şiddetli biçimde sosyal medya ve değişik TV kanallarını kullanarak Azerbaycan’ı hedef göstermekte ve bu kardeş ülkenin aleyhinde bir algı yaratmaya gayret etmektedir. Zaten bir önceki yazımda da bu konuyu gündeme getirmiştim.

Aslında Türkiye’de kamuoyunda pek rağbet görmeyen hatta ismi bile pek duyulmamış olan birkaç internet sitesinde yayımlanmış olan bu hezeyanlar ne yazık ki muhalifler tarafından, sanki burada ülke gündemini sadece bu konular iştigal ediyor edasıyla abartılı bir biçimde Azerbaycan’da servis edilmekte.

Oysa Türk halkı, her zaman olduğu gibi Azerbaycan’ı kendisinden bir parça olarak görmekte ve Türkiye’de yöneticiler de Azerbaycan yönetimi ile kardeşlik bağları ve karşılıklı işbirliği içerisinde münasebetlerini devam ettirmektedir.

15 Temmuz sonrasında sanki gizli bir el, Türkiye-Azerbaycan münasebetlerinin bozulması için seferberlik ilan etmiş gibi, devreye piyonları sürmüş bulunmakta.

Sovyetler Birliği’nin dağılış süresinde cereyan eden olaylara ait söylemler, nasıl olduysa tekrar piyasaya sürülüverildi. Rahmetlik Özal’ın güya Azerbaycan’ı mezhepsel nedenlerden İran’a daha yakın görmesi, rahmetlik Elçi Bey’in güya “Bir helikopteri dahi bize vermediler.” diyerek Türkiye’ye veryansın etmesi ve sair anektodlar temcit pilavı gibi ısıtılarak sofraya getirilmekte. Her iki taraftan kripto FETÖ’cü bir grup, iki ülke arasında mevcut olan kardeşliği hançerlemek için ciddiyetle medya sektoründe çalışmakta ve ne yazık ki siyasî iktidardan memnun olmayan diğer gruplar da bu sinsi oyunda bilmeden (bir kısmı da bilerek) rol almaktalar.

Azerbaycan’da İlham Aliyev’i, Türkiye’de Recep Tayip Erdoğan’ı yurtdışında kötüleyen her haberden, her söylemden mutlu olan ve bunu sevinç çığlıkları ile duyuran bir avuç zavallının beklentisi Batı’nın sunacağı sözüm ona demokrasinin, Afganistan, Mısır, Irak ve Libya’da beraberinde neleri getirdiğini hep birlikte gördük.

Vatanseverlik, dışarıda önüne tutulan her mikrofona ülkeyi yönetenleri şikâyet etmek değil; vatanseverlik, daha iyi olduğunu kanıtlayarak bunu kendi halkına demokratik yöntemlerle teyid ettirmektir.

Somut olarak örnek vermem gerekiyorsa ufak ölçekte miting veya toplantıları dahi kavga gürültüsüz sonlandıramayan, kendi tabanına hâkim olamayan Azerbaycan’daki mevcut muhalefet, ülkeyi bu kadar bölgesel sorunlarla muhatap olduğumuz zor bir dönemde nasıl yönetecek merak ediyorum. Karabağ Savaşı’nda her şeyini ortaya koyarak canından, kanından geçen kahraman gazilerimizin dışlandığı, üç beş kişi arasında tapulu mülk gibi parsellenmiş olan birkaç muhalif grubun oluşturduğu ve iptidaî yöntemlerle kargaşa kültürünün devam ettirildiği bu gruplar, ülke menfaati açısından daha verimli olan programlarla iktidar partisi ile dialog oluşturma teşebbüsünde bulundular mı acaba?

Türkiye’de, zamanında Azerbaycan’dan çeşitli nedenlerle sınır dışı edilen veya Azerbaycan’da siyasî beklentisi gerçekleşmeyen kişisel menfaatlari karşılanmayan kişilerden müteşekkil olan bir grup gözü dönmüş, bir şekilde Azerbaycan’a, ülke yönetimine saldırmaktadır. Bürokrasiden arkadaş edinmiş bu grup mensupları, önemli görevde olan devlet yetkililerine başta Sn. Aliyev olmakla Azerbaycan’la bağlı yanlış malumat servis etmekle kalmıyor; şahsen hoşlanmadıkları kişilere hatta hayatını turan felsefesinin gerçekleşmesine adamış aydınlara bile iftira atmaktan çekinmiyorlar.

Ne yazık ki Türk basınında da bunun örneklerine sıkça rastlıyoruz.

Türkiye, içeride vatana ihanetleri 15 Temmuz darbe girişimiyle tescillenmiş olan hain ve sinsi bir terör örgütü ile mücadele etmekte diğer taraftan dış devletler tarafından desteklenen PKK Terör Örgütü’nün kalleşçe saldırılarına karşı “Tek Devlet, Tek Bayrak, Tek Millet” davasını şehitler vererek, kahramanlıkla ve kararlılıkla sürdürmektedir. Her iki terör grubu da asimetrik savaşla ülkeyi bölmek, devleti parçalamak, Orta Doğu coğrafyasında güçlü Türkiye’den rahatsız olanları memnun etmek için yani taşeronluk, uşaklık yaptıkları patronları için vatan hainliğini utanmadan sürdürmekteler. Böylesine bir ortamda, birilerinin Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini yıpratmaya yönelik faaliyeti neyi amaçlamakta ve kime hizmet etmektedir?

Dünya’da Türkiye ile Azerbaycan kadar yakın canciğer olan başka bir devlet olmadığı gerçeğinden yola çıkarak, bu güruhun gerçek amacının ne olduğunun gün gibi ortada olduğunu söyleyebiliriz.

Azerbaycan, sadece Kafkasya’da değil aynı zamanda Dünya’da hoşgörünün en yüksek seviyede yaşandığı bir ülke kimliğine sahiptir.

Son 6 ay zarfında BM Baku International Humanitarian Forum’dan sonra bu amaca hizmet eden iki önemli uluslararası toplantıya ev sahipliği yapan Azerbaycan’ı en son ziyaret eden Roma Papası dahi bunu konuşmasında itiraf etmek zorunda kalmıştır.

Topraklarının yüzde yirmisi Ermeni işgaline maruz kalan Azerbaycan’ın, Hocalı Soykırımı başta olmakla tarihî gerçekleri en yalın hâli ile anlatmak için bu arenaları başarılı şekilde kullandığını görmekteyiz. Anlaşılan Azerbaycan hakikatlerinin duyurulması birilerini rahatsız etmiş olacak ki bu organizasyonlara muhalif duruş sergiletmek için hiç zaman kaybetmeden basın aracılığıyla saldırılar başlatıldığını görüyoruz.

Durmadan Karabağ’ın azad edilmesi, işgal altında olan toprakların iade edilmesini iktidardan talep edenlerin, bu konu ile ilgili Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev’in gerçekleştirdiği diplomatik çabayı, Kerry ile aynı paralelde değerlendirmeleri ironik olmakla birlikte, bu grupların arkalarındaki güçlerle ilgili de ip ucu vermekte.

ABD ve AB’den medet umanların, bu ülkelerin girdikleri ülkeleri viran ederek harabeye çevirdikleri gerçeğinden haberdar olmamaları mümkün mü?

Türkiye’yi Orta Doğu’da güçsüz ve şamar oğlanı durumuna düşürmek, hatta Can Azerbaycan’la dahi düşman etmek isteyenler başaramayacaklar.

Bu fitne fücur takımına, eti tırnaktan ayırmak isteyenlere şamar gibi cevap Azerbaycan Devlet Başkanı’ndan geldi.

23. Dünya Enerji Kongresi’nde iştirak etmek için Türkiye’ye gelen ve Başkanlar Oturumu’nda konuşan Aliyev, Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişiminden çetin bir sınav vererek çıktığını ve halkın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın etrafında birleşmesini büyük bir kahramanlık göstergesi olmakla birlikte, Türkiye’nin bugününün ve geleceğinin korunması olarak değerlendirdi.

Dün İstanbul’da yaptığı mükemmel konuşmasında, dünya devletlerinin gözü önünde tam dört kere Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “kardeşim” diye hitap eden Aliyev, Azerbaycan’ın kendi petrol ve doğalgazını Dünya piyasalarına ulaştırmak için Türkiye üzerinden birçok proje gerçekleştirdiğine işaret ederek,45 milyar dolar değerindeki Güney Gaz Koridoru bünyesindeki 4 projeyle Azeri gazının Dünya piyasalarına gönderileceğini anlattı. Güney Gaz Koridoru’nun en önemli parçalarından biri olan Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı’nın (TANAP) ilk imzasının 2012’de İstanbul’da Türkiye ve Azerbaycan liderliğinde atıldığını hatırlatan Aliyev, “TANAP anlaşması, tarihî bir anlaşmadır. Diğer önemli projelere benzemiyor. Gelecekte birçok ülke bu önemli projeye katılabilir.” diye konuştu. Aliyev, TANAP’ın özellikle ülkelerin enerji güvenliğinin sağlanmasında önemli rol oynayacağına dikkati çekerek, “Türkiye ile Azerbaycan arasında enerji güvenliğini sağlayacak altyapıyı oluşturduk. Karşılıklı menfaat ve çıkarlarımız doğrultusunda bunu başarıyoruz. Türkiye’ye yaptığımız yatırım 20 milyar doları bulacak.” dedi. Azerbaycan Devlet Başkanı, dünyanın gözünün içine bakarak tüm Azerbaycan’ın ve Türkiye’nin duygularına tercüman olduğu o mükemmel mesajla son noktayı koydu:

“Türkiye ile bizim dostluğumuz, birliğimiz, kardeşliğimiz daimidir.”

Ellerini ovuşturarak pusuda bekleyenlere pek güzel şamar oldu bu çıkış..

Aliyev’in asalet, kardeşlik ve vefa örneği olan bu çıkışından sonra özü de sözü de çok konuşulacak.

Energi kongresi  Erdoğanla Aliyev’ in kol kola el ele basın önünde bir birileri hakkında söyledikleri sevgi saygı dolu ifadelerle  Türkiye Azerbaycan ilişkilerine müthiş olumlu enerjisini kattı yani maksat hasıl oldu.

Allah daim etsin demek düşer Can Azerbaycan’ın ve Yürek Türkiye nin dik duruşlu devlet başkanları Erdoğan ve  Aliyev’in dostları sevindiren, düşmanları üzüntüye boğan bu muhteşem birliktelik mesajlarına..

Hey siz ortalığı karıştırmaya gayret eden gafiller ! Çabanız nafile sizlere inat, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız.
Türkiye – Azerbaycan biri yürek biri can !
Prof. Dr. Aygün Attar yazıyor

 

Bu haber 36 defa okundu