17 Kasım 2017 Cuma
468x90 reklamlar alanı kodu
Türk’e düşen büyük görev!
Türk’e düşen büyük görev!

Sevgili okurlar,
Türkiye Gazeteciler Federasyonu(TGF), Gazeteciler Cemiyetleri Basın Vakfı, Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu, Avrasya Türk Gazeteciler Birliği, Anadolu Spor Gazetecileri Derneği’nin oluşturduğu ‘ Türk Dünyası Gazeteciler Platformu’ ortak projesi ile Kazakistan ve Kırgızistan’a gittik..
Kazakistan’ın Kültür Başkenti Almatı ile Türklerin kalbi kentler Çimkent ve Türkistan’ın yanı sıra, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te önemli etkinliklere katıldık, ziyaretlerde bulunduk..
Evet, ’TİKA’ destekli bu projenin hayata geçmesinde TGF Genel Başkanı Yılmaz Karaca ile gazeteciler cemiyet başkanlarının büyük emeği oldu.
Bir kere karar verip, böyle bir proje hazırlamak cesaret ister..
Böyle bir projeyi kağıt üzerinde hazırlayabilirsiniz ama, ya kaynak bulmak, hayata geçirmek, bu tarafı ise işin asıl zahmetli yanı olsa gerek…
Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen cemiyet başkanları ile temsilcilere, Belçika, Almanya, Hollanda, Bulgaristan, Kazakistan, Kıbrıs, Doğu Türkistan, Özbekistan’dan gelen temsilciler de eklendi..
Nihayet, İstanbul Sabiha Gökçen’de buluşup, Pegasuss Hava Yolları’na ait bir uçak ile Almatı’ya yollandık..
Atalarımızın, Türk Alperenlerinin cennet atlarını binip, Anadolu topraklarına,  Avrupa içlerine kadar, nal seslerini arşa yükselttiği toprakları, bizler havadan geçiyorduk..

‘Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı ilerle..
Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle..’ dizeleri aklıma düştü..
Hey yiğidim hey!
At binen, ok atan, kılıç sallayan bre yiğitler aklıma düştü!
Bu destansı yolculuk, her zaman akıl erdiremediğim bir göç hikayesinden ibaret değildi elbet..
Bir ‘medeniyet’ kurmanın kavgasıydı bu!
Uçağın arka koltuklarında derin bir uykuya dalarken, Türk yiğitlerini, onlara o cesaret veren ruhunu, bilgeliği veren büyük ilim ve fikir adamlarını düşündüm..
Türkçe’nin babası Yusuf Hac Hacip, Hoca Ahmet Yasevi, son yüzyılın Alpereni Cengiz Aymatov ve destanları yaşatılanlar..
Bu yüzyılda ‘Orta Asya’ dediğimiz steplerde(Bozkırlarda) Türk izlerini bulmak, aramak, araştırmak, gün ışığına çıkarmak bizlere düşmüştü..Bizden öncekilere elbette selam olsun!..
Mesleğine aşık Türk’ün bir yiğit evladı Yılmaz Karaca ve arkadaşlarının arasında, tarihe yolculuk yapmak, orada Türk izlerini aramak ta varmış kaderde..
Yüzyıllar boyu oralarda Türk soyunu yaşatan, Türkçe’ye sahip çıkan, Türk kültürünü yaşatanların durumu merak konumuz idi elbette..
‘Yahşi’, ‘Çaksılar’,’Rahmet’, ‘Selam’, ’Düşünmedim’, kelimelerinin ötesinde, Hoca Ahmet Yasevi Hazretlerinin Türkistan’da ki türbesinde gördüğüm ‘ boyalı beşik’ beni alıp, çok eskilere götürdü..
Ailede bu beşikte büyüyen son nesillerden biri olarak, annemin söylediği ninnileri unutmak olabilir mi?

‘Eee bebek eeee!
Uyusun da büyüsün, eee!’ sesleri buralardan, Anadolu’ya göç etmemiş miydi?
Türk’ün ata yurdu ellerde esen rüzgar, kişneyen atlar, otlayan koyunlar, uçan kartallar, yol kenarındaki mezar taşları, camiler, Türk’e has evler, köyler, ekmek pişiren kadınlar, öğretmenleri ile müze ziyaretinde olan öğrenciler, sürüsünün peşinde olan at üstündeki yiğit, bize çok şey anlatıyordu..
Güneş karşıdaki Tanrı Dağları’nın üzerinden batarken, tekrar Ala Dağlar’ın üzerinden doğuyordu..
Bizler ise Almatı, Çimkent, Türkistan ve Bişkek’te karındaşlarımız ile buluşmanın heyecanını yaşıyorduk..
Vuslat bugüneymiş!..
Gördük ki, bizlerden önce buralara Türk siyasetinin duayenleri, Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Turgut Özal, Alparslan Türkeş, Prof.Dr.Necmettin Erbakan, Devlet Bahçeli, Bülent Ecevit ve Recep Tayyip Erdoğan’ın eli uzanmış..
Bişkek’teki ‘ Atatürk Parkı’ ve ortasındaki dev Atatürk Heykeli, Çimkent’teki  Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’ ile Bişkekte’ki ‘ Manas Üniversitesi’ ve diğer Türk yatırımları bizleri gelecek için umutlandırdı..
Özbek meslektaşım Muazzam İbrohimova,’ Bizleri buralarda mahzun koymayınız!.. Geliniz, gelecek şura toplantısını Özbekistan’da yapalım’ çıkışını yaptığında, ‘Brüksel’de toplanalım’ teklifini yaptığım için az yüzüm kızarmadı..
Ve dostluk Oteli önünde, bir Türk Toyuna(düğünü) katılmak üzere oğlu Sait ile gelen 101 yaşındaki ‘Ayşe Bebe’nin(Drama sanatçısı) gözlerindeki mutluluk beni daha da heyecanlandırdı..

‘Bizi yalnız koymayınız’ diyen, Kazakistan Türk Dili Koşunan Gazeteciler Vakfı ve Toplumsal Gelişme Derneği Başkanı Naziya Bissenova ile rehberimiz Aigul Sexenbayeva’nın(Aygül) yakındaşlığı kadar, genç bir Türk Alpereni Atilla Güve ve arkadaşları Osman Gümüş, Nesrin Uğur, Doğukan Ayar ile Serhat Akbaş’ın bize verdikleri hizmet unutulur mu?
Kazakistan Devlet Başkanı Nur Saltan Nazarbey’in o meşhur açıklaması ile bugünkü yazımı noktalamak istiyorum:
Sizler cennet atlarına binip gittiniz, bizler ardınızdan yıllarca ağladık ve gözlerimiz böyle kısık oldu!’
Türk’ün var-olmak kavgası verdiği topraklarda, şimdi bir başka heyecan ve yaşam belirtileri var..
Her vakit ezan seslerine karışan kuş ve çocuk sesleri bize gelecek için umutlar verse de, asıl büyük buluşma için daha yapacaklarımız olduğu unutulmamalıdır..
O yaşam belirtilerine katkı yapmak, gidip gelmeleri sıklaştırmak, dilde, kültürde,özde birliktelik için her Türk’e düşen büyük görev ve sorumlulukların olduğu unutulmamalıdır..
İşte TGF Genel Başkanı Yılmaz Karaca ve arkadaşlarının ‘ Türk Dünyası Gazeteciler Şurası’nı ve  Türkiye Gazeteciler Federasyonu Yüksek Konseyi’ni, ata topraklarında toplamasının önemi yadsınamaz..
Geziye katılan arkadaşlarımızın birbirinden güzel haber,yorum ve fotoğraflı değerlendirmeleri,mutlaka bir arada toplanmalı ve Türk Gençliği’nin hizmetine sunulmalı,yakılan bu meş’ale geleceğe taşınmalıdır..
Bu uğurda, gereğini yapanlara selam olsun!
Yusuf Cinal yazıyor..
( Yusuf Cinal, Yeni Sakarya için yazdı..www.yenisakarya.com)

Bu haber 64 defa okundu