18 Ocak 2018 Perşembe
468x90 reklamlar alanı kodu
Selametle Cumhurbaşkanım!
Selametle Cumhurbaşkanım!

Sayın Cumhurbaşkanım şu anda son dakika haberi olarak verilen basın toplantınızı izliyorum.
Babaları tarafından öldürülen, minik yavruları gündeminize almakla gösterdiğiniz hassasiyete memnuniyet duymakla birlikte, toplumun geldiği nokta ve altında yatan meseleler konusunda, çok da bilgi sahibi olmadığınızı esefle görüyorum.
Diyorsunuz ki; aile ve çevre bu tip insanları dışlasın yalnızlaştırsın. Bilmiyorsunuz ki; toplumda herkes birbirini yalnızlaştırdı, sürekli olarak da “öteki”leştiriyor zaten!.
Perişan olmuş  o annenin,’benim başka kimsem yoktu, kimim var artık’ diye feryadı, aslında bu gerçeğin bir figanıydı!.
Ya izlemediniz, ya da durumu analiz edecek yeterli bakış açısına sahip değildiniz. Aile ve çevrenin etkisi yok artık, her birimiz bireysel yaşayan sayılarla ifade ve değer kazanan yığınlarız. Bu yüzdendir gruplaşmalar cemaatlere kapılanmalar, taraf olma güçlünün yanında yer almak uğruna her türlü boyaya girmeler. Yalnızlığımızı örtmeye çabalıyoruz !. Yalnızlığın getirdiği çaresizliği kapatmak, hayata karşı arkamızda bir güç var hissini yaşamak için yapıyoruz. Yine o perişan anne, “söyledim kimseyi inandıramadım” diye ağlarken görmüş olsaydınız, devleti en üst makamdan, en geniş yetkileriyle temsil eden kişi olarak,” Devlet mekanizmalarının ve yasalarının kendisine sahip çıkıp, engelleyici tedbirleri alacak, en güvenilir birimler olduğunu ” söyleyebilmeniz gerekiyordu!. Oysa bunu hiç dillendirmediniz?. Acılı annenin bu başvuruları, defalarca yaptığının, alınan tedbirlerin caydırıcı olamayacak kadar zayıf kaldığının bilgisi mi, sizi bu konuda konuşmaktan alıkoyan? Yasaları ve kurumları korumak, bir annenin ciğerparesi kuzularını ve onlar gibi binlerce benzer durumda kaybedilmiş canları korumaktan, daha kolay sanıyorum…
Derdim sataşmak değil, derdim konuyu iki minik cana mal ola bir facianın üzerinden farklı mecralara çekmek de değil. Derdim giderek kangrenleşen en büyük sorunumuzun, aileye, çevreye bırakılmadan, devletin, kamunun, toplumun, resmi ve gönüllü birimlerinin çözüm getirecek, bizi tekrar değerleri olan insanlar halinde birleştirecek, ortak bir çalışmayı, başlatmak zorunda olduğunu seslendirmek..
Her haltı işlerine geldiği gibi sunan, pek sayın danışmanlar!
Sizin becerileriniz sınırlı olsa da, bununla ilgili konuya hakim uzman kişilerden sağlıklı bir rapor hazırlamalarını talep edin ve bir an önce sayın Cumhurbaşkanının önüne koyun. Milleti sadece sandıktan çıkan oy sayısı, istatistiksel değer, kredi puntaji, vergi dilimi olarak görmemek lazım değil mi?
Selametle…
Sabiha Lina Coşkun yazıyor

Bu haber 107 defa okundu