29 Mart 2017 Çarsamba
468x90 reklamlar alanı kodu
Lütfen birazcık empati!?
Lütfen birazcık empati!?

Sevgili okurlar,
Geçtiğimiz hafta sizlerle ‘Avrupa’ hallerini ve Avrupa’da yaşayan insanlarımızın yaşam kesitlerinden örnekler sundum..
Bu haftaya özellikle ‘Almanya’daki gelişmeler damgasını vurdu. Biliyorsunuz, Türkiye’nin 40 Yıl ‘seçme ve seçilme hakkı’ tanımadığı Avrupalı Türkler, birden, bire keşfedildi ve seçim kapsamı içine aldı..
Şimdilik Avrupalı Türkler, seçimlerde sadece oy kullanıyorlar.. Yani kendi adaylarını seçme noktasında, Ankara henüz kararını vermiş değil..
Ama Türkiye’de, 18 Yaş Grubu içinden pekâlâ milletvekili seçilmesi için Anayasa’da gerekli değişiklik yapıldı.
Seçme noktasında, şimdilik Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmek isteyenler, siyasi partiler tarafından, genellikle İstanbul’dan veya başka illerden aday gösteriliyor.
Yeterli mi?
Değil!
Kısacası, Avrupa’da, Türkiye dışında ‘seçimler’ olgusunu, yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor?
Nedeni açık!
Zira, seçim zamanları, yurtdışındaki vatandaşlarımıza yönelik propagandalarda büyük sıkıntılar yaşanmaya başlandı. Bu sıkıntıların odak noktasını ise, ‘büyük kalabalıkların’ bir noktada toplanması oluşturdu..
Hemen, hemen tüm Avrupa Birliği ülkelerinde, polisiye tedbirler açısından aynı kanuni uygulamalar yürürlükte bulunuyor..
Bir noktada, 50 kişiden fazla kalabalıklar, belli bir adreste toplanacaksa veya bu sayı daha da büyük ise, orada güvenlik tedbirlerinin alınma zorunluluğu var..
O nedenle, Belçika’da ve diğer ülkelerde beş vakit camiye giden vatandaşlarımıza, sıkça yapılan uyarıların başında, ‘cami önlerinde toplanmayınız. Tretuvarlarda geçide engel olmayınız, sıcak kalabalıklar oluşturmayınız..’ noktasında düğümleniyor..
Belçika’da da Olağanüstü Hal Uygulaması yürürlükte.. Terör tehditlerine göre, güvenlik güçlerinin alarm seviyesi sürekli ayarlanıyor. Bu bağlamda, mevcut beşli koalisyon hükümeti, bir kanunu yürürlüğe soktu..
Özellikle yabancıları hedefe koyan bu kanun bağlamında, yasal düzeni bozanlar, gürültü yapanlar, vandalizm neden olanlar, ülkenin geleceğini tehdit edenler, ve kaçak işçi çalıştıranlar ve çalışanlar, mahkeme kararı olmaksızın sınır dışı edilecekler..
Bu yeni yasal düzenlemeye karşı çıkanların başında PS’li (Parti Sosyalist) Federal milletvekili Emir Kır karşı çıktı.. Basın ile gerekçeleri paylaştı. Ama yabancılar dahi bu açıklamaları tınlamadı!
Ancak, Belçika’nın Batı Flaman kesimi yerleşim birimlerinden Gent kentinde yaşanan bir olay, durumunu vahametini gösterdi. Bir Türk düğün alayı polisler tarafından durduruldu.
Gerekçe?
‘Kent düzenini bozuyor, gürültü yapıyor ve trafikte uzun kuyruklar oluşturuyorsunuz’ oldu!
Haydaaa!..
Gelin ve damatta bu işe şaştı kaldı..
Vatandaşımız ne bulundukları ülke, ne de Türkiye’de çıkan kanunları  yakından takip etmiyor! Ancak başa gelince,’ başa gelen çekilir’ diyerek, işin yükünü sineye çekmeyi yeğliyorlar..
Federal milletvekili Emir Kır’ın, ’Gelin bu kanun tasarısına, tasarı halindeyken tepki gösterelim’ çağrıları havada kalınca, işte böyle durumlarla karşılaşmak, artık mümkün olacak gibi!..
Belki de gelin ve damat,  kent yaşamını tehdit etmek, gürültü çıkarmak nedeni ile sınır dışı bile edile bilinecek!
Dikkat ediniz, gelin ve damat bile!

***
Sevgili okurlar,
Gelelim Almanya’daki gelişmelere…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin iki önemli bakanı Bekir Bozdağ(Adalet Bakanı) ve Nihat Zeybekçi’nin(Ekonomi Bakanı) Almanya’da mutat seçim çalışmaları bağlamında, düzenlenen toplantılara konuk olarak katılması ve birer konuşma yapması öngörülüyor.
Bir sorun var mı?
Yok!
Ancak, bunun için gerekli yasal izinlerin alınması gerek..
Almanya Avrupa Türk Demokratlar Birliği(UETD), bu işin merkezinde yerel yönetimlerden izin alıyor..
Gerekçe?
Bir tiyatro gösterisi yapılacak..
Kaç kişi, bu tiyatro gösterisine bekleniyor?
100 Veya 250 Kişi..
Böyle bir toplantıya, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bakanının katılacağı belirtiliyor mu?
Hayır!
Yetkililer ve yerel otoriteler, haberi basından öğreniyorlar.. O zaman karşı hareket ve gelişmeler sahneye konuluyor..
Bir bakanın katıldığı toplantıya, en az kaç kişi katılır?
Katılımcı, bakan ve iktidar partisinden ise rakamı binden başlatmak gerek..
Burası Türkiye mi?
Bakınız, böyle bir toplantı için yerel yönetimlerin, güvenlik birimlerinin, sivil istihbaratçıların olay yerinde hazır bulundurulması gerekir.. Bir de olay yerine ‘toma’ tipi araçlar konuşlandırılacaksa, o zaman işin boyutu ve maliyeti daha da artıyor..
O zaman, yerel yönetimler,’ Biz böyle bir toplantının altından çıkamayız’ diyerek, toplantıyı iptal ediyor..
Yandı mı gülüm keten helva!
Ve veryansın gitsin!
‘Bunların demokrasi anlayışı bu!
Faşist Almanya!
Kabul edilmez bir durum!..’
Durum, bir anda iki ülke arasında sorun olup, ortaya çıkıyor..
Arkadaş, burası Almanya, bir yığın terör örgütü ve Türkiye karşıtı pusuda bekliyor!..
Böyle bir toplantıda Allah göstermesin, bir olay çıkarsa, bunun sorumlusu kim olur?
Ya da bu sorumluluğu kim üstlenir?
Son bir şey daha söyleyerek, durumun Almanya, Avrupa cephesini kapatmak istiyorum.
Böyle büyük toplantılarda, federal ve yerel yönetimler, organizatörlerden(başvuru sahiplerinden), kendi güvenlikleri için de belli sayıda takviye sivil koruma istiyorlar..
Neden?
Olay çıktığında, resmi polislerin, bu kişilerle ortak hareket etmesi ve yararlanması için tabii!
Uzatmayalım, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkiler neden böyle kopma noktasına getirildi..
Niye sertleş ildi ki?
Enine, boyuna irdelemek gerek!

***
Sevgili okurlar,
Birde işin Türkiye boyutu var!
Türkiye’de iktidar, tüm devletin imkan ve kabiliyetlerini kullanarak, seçim sathında adeta cirit atıyor..
İktidar, bangır, bangır, ‘Ada çiftetellisi’ ile işi götürüyor!
Senden olmayanlar, Kandil!
Karşıda yer alanlar, terörist!
Sana oy vermeyecekler, çukur!
Halbuki işin kolayı var?
Çıkar kanun hükmünde kararnameyi, iptal et seçimleri, bak keyfine kardeşim!
Sen muhalif lider Meral Akşener’e salon vermezsen, salonun elektriklerini kesersen, başkalarını suçlamaya hakkın var mı?
Bu noktada, demokrasiden, hukuktan bahsedebilir misin?
Geçtim!
Sen Saadet Partililere, belediye salonlarını tahsis etme noktasında engel çıkartırsan, oldu mu?
Olmadı tabii!
Sen, İstanbul Eminönü meydanında, propaganda yapan karşı partililerin araçlarını, bir gecede bloke edersen, bunu görmezden gelirler mi?
Sen, Olağanüstü Hal Yasaları’nı hiçe sayıp, propagandanı sürdürecek, ama diğerleri kanunlara riayet edecek öyle mi?
Lütfen empati!(*)
Yani, ‘Sana yapılmayan bir hareketi başkalarına yapma!’
‘İğneyi kendine, çuvaldızı başkalarına batır’
usta!
Elin oğlu, kör ve sağır değil!
Hele dilsiz, hiç değil!..
Bu ülkede, büyükelçisi, başkonsolosu, ataşesi, istihbaratçısı var.. Durumu, ahvali, her gün ülkesine rapor ediyor..
Hani derler ya,’ ne ekersen, onu biçersin’ diye!
Niye bağırırsınız ki?
Almanya bizim tarihi dostumuz..
Unutmayınız ki, ülkeler arasında dostluklar kolay kurulmuyor..
Bu dostlukların kurulmasında, nasırlı elleri ile Avrupa’da yıllara meydan okuyan ve ülkesini, bayrağını ve insanını çok seven insanlarımızın da payı var..
Lütfen, bu yılların birikimi dostlukları, kolay, kolay yıkmayalım ve feda etmeyelim..
İki ülke arasında yaşanan gerginlikler, ister istemez, buralarda yaşayan insanımızı da derinden etkiliyor..
Türkiye adına, Almanya’da yaşayan Türkler hedefe konuyor!
Tehdidi bırakınız, geleceğini bile zora sokuyor!
Ne demek, Faşist Almanya!?
Bu ne kolaycılık?
‘Demokrasi’yi kendi ülkelerinde kaybedenlerin, Almanya’da araması gerçekten düşündürücü!
Elbette bu durumu tasvip etmiyoruz ama, haddimizi ve duracağımız yeri ve yapmamız gerekenleri de lütfen bilelim..
Her ülkenin kendine göre yasaları, kuralları, gelenekleri var!..
Almanya, sizin bilmem kaçıncı eyaletiniz değil..
Oradaki vatandaşlarımızın geleceği ile de oynamayalım!
Lütfen empati!

(*) Empati: Bir insanın kendisini, karşısındaki kişinin yerine koyarak, olaylara onun bakış açısıyla bakmak. Karşıdakinin duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamak ve hissetmek!. O kişiyi anladığını ona ifade etmek.
Yusuf Cinal yazıyor/ 5 Mart 2017 Pazar
KARİKATÜRLER: Yasin Halaç
devlet

 

Bu haber 119 defa okundu