17 Kasım 2017 Cuma
468x90 reklamlar alanı kodu
İstifalar ve kamu vicdanı!?
İstifalar ve kamu vicdanı!?

Sevgili okurlar,
Bu haftada sizlerle, şöyle siyaset dünyasında bir gezinti yapmak istiyorum. Öyle çok uzaklara gitmek yerine, günümüzden örnekler ile durumu irdelemek en güzeli.. Zira unutuyoruz! Unutunca da gerçeklerden uzaklaşıyor ve yanlış yerde tarafta duruyoruz..
Günümüzde sıkça kullanılan ve bilgisayar dünyasının gelişimi ile hayatımıza giren ‘algoritma’(*) ile ufkunuzu açmak istiyorum..
Bakınız, siyasette günün, ayın gündemi olan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ile Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur’un istifalarının istendiği, pardon beklendiği şu günlerdeki tartışmanın farkındasınız umarım!
Bu istifa isteminin bir ön safhasında, başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Kadir Topbaş, Düzce Belediye Başkanı Mehmet Keleş ve Niğde Belediye Başkanı Faruk Akdoğan’ın istifa istemlerine olumlu yanıt vererek, görevlerinden ayrıldıklarını biliyoruz..
Peki, bu istifa istemleri nereden geldi?
Daha doğrusu, bu istifalar ile Türkiye gündemi neden meşgul edildi?
Kısacası, seçilmiş bir belediye başkanının, yine seçimle görevinden edilmesi doğru olan değil mi?
İşte bu sorular ışığında, ülke insanımız da ikiye bölünmüş durumda!
Ne yazık ki, birçok olayda milletçe ikiye bölünme maharetimiz var!
Şimdide öyle olmadı mı?
Bakınız, bu istifa istemlerinin odak noktası Cumhurbaşkanı sıfatı ile AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı ‘ Metal yorgunluk’ açıklaması ile gündeme geldiğini hatırlayacaksınız..
Neydi bu’ metal yorgunluk’ açıklamasının içeriği?
Türkiye’de, 2003 Yılından beri iktidarda ve önceki siyasi oluşumlar ile şöyle, böyle irtibatlı olan bir oluşumun, iktidarda yıpranması, hizmet heyecanından uzaklaşması, kirlenmesi, imaj kaybına uğraması ile birlikte bir ‘yenilik’, bir ‘değişim’ isteminin önü açılmak isteniyor..
Buna, ayyuka çıkan, ‘FETÖ’(Fetullahçı Terör Örgütü) işbirliği, devlet ve millet imkanlarının har-cur edilmesi, yakın, akraba ve dostların çıkar amaçlı korunması, adil olunmaması, hırsızlık ve yolsuzluk noktasında gerekenin yapılamamasını da eklerseniz, işin vahametini daha iyi anlamış oluruz..
Buraya kadar sorun var mı?
Yok elbette!
Ama, bu istemlerde bulanan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, sürekli olarak vurguladığı,’ seçilmişler, seçimle gelip, seçim ile gitmeli’ noktasındaki darbe karşıtlığı söylemleri ile nereye koyacaksınız..
Ülkede, bir darbe söz konusu mu?
Hayır!
Peki bu istem neyin nesi?
İşte, tazelenen hafızalarla ile bu işin püf noktasında bir çelişki olduğu noktasında vatandaşlar hemfikir.. O nedenle istifası istenen belediye başkanlarının bir bölümü istifa etmekte diretiyorlar..
E haklılar mı?
Kendilerince elbette haklılık payı var?
Ama doğru olan nedir?
İktidarın acilen istifa etmesi ve bir erken seçime gitmesidir..
Bunu yapamıyorsanız, o zaman bu istifalarını istediğiniz isimleri, derhal adalete teslim etmeniz, aklanmalarını sağlamanız gerekmez mi?
Unutmayalım ki, demokratik temayül bunu gerektirir..
Bunu yapamazsanız, o zaman size ve yönetiminize karşı farklı söylemleri şimdiden kabul etmiş olursunuz!
Bakınız, Belçika’nın başkenti Brüksel’in 19 belediyesinden biri olan ‘Brüksel Merkez Belediye Başkanı , ‘metal yorgunluk’ Freddy Thielemans söylemi ile istifası istendi.. Yerine belediye başkan yardımcılarından Yvan Mayeur geçti..
Brüksel Merkez Belediye Başkanı Yvan Mayeur ise geçen zaman zarfında, bazı suçlamalar ile karşı karşıya kaldı.. Bu durumda, koalisyon ortaklarından Merkez Hümanist Partisi(CDH) ortaklıktan çekilme uyarısı yaptı. Çaresiz Yvan Mayeur’ün istifası, mensubu olduğu  Parti Sosyalist(PS) tarafından istendi.. Başkan Yavan Mayeur direndi. Ancak kamuoyu baskısı ile istifa etti.. Yerine  PS’li belediye başkan yardımcılarından Philippe Closse  getirildi..
İş bununla bitti mi?
Tabii ki hayır!
Başkan Yvan Mayeur, hem görevinden, hem partisinden istifa etti ve hakkında dava açıldı..
Siyaseten Türkiye’deki durum ile Belçika’daki durumu karşılaştırın istedim..
Sonuç olarak, insanımıza, ülkemize hizmet için görevlendirdiklerimiz, eğer suiistimal yapmışsa, devlet ve millet mallarını parsel, parsel satmışsa haklarında gerekin yapılması gerekmez mi?
Sadece istifa bunun için yetmez?
Bu siyasi kimliklerin, kamu vicdanında da aklanması gerekir.. Kimse, ’ben yaptım oldu, bitti, ben istedim, böyle olacak’ deme lüksüne sahip değildir..
Eğer, adalet yoksa, unutmayınız ki, Allah ve mahşer günü var!
Asıl olan sorunu çözmek için, belirli amaca ulaşmak yerine, adil, eşit gelecek için umut veren bir çözüm de; tüm insanları birleştirmek gerekir..

(*)‘Algoritma, belli bir problemi çözmek veya belirli bir amaca ulaşmak için tasarlanan yol. Matematikte ve bilgisayar biliminde bir işi yapmak için tanımlanan, bir başlangıç durumundan başladığında, açıkça belirlenmiş bir son durumunda sonlanan, sonlu işlemler kümesidir.’
Yusuf CİNAL yazıyor
Karikatürler;Yasin Halaç

Bu haber 29 defa okundu