11 Aralık 2017 Pazartesi
468x90 reklamlar alanı kodu
Cinal, ‘İç ve dış cebelleşmeler’ Türkiye’ye zarar veriyor!..
Cinal, ‘İç ve dış cebelleşmeler’ Türkiye’ye zarar veriyor!..

Sevgili okurlar,
Geçtiğimiz hafta sizlere, ’Brüksel Gündemi’ hakkında bilgiler sunacağımızı iletmiştim..
Dilerseniz, önce Belçika gündemine bakalım ve sonra şöyle bir genel değerlendirmede bulunalım:
Bakınız, Belçika’da ‘Müslümanlar’ son yıllarda artan radikal çıkışlar nedeni ile hedefe kondu!
Gerçekten neler oldu, neler gerçekleşti de, Müslümanlar ve bu dilim içinde yer alan Türkler, Faslılar ve diğer ülke insanları, aynı potaya kondu ve hedef ilan edildi?
Soru açık net..
Gelişen olaylara paralel olarak, radikal terör unsurlarının Avrupa ülkelerinde terör silahına başvurması, bu ‘hedefe konmada’ başrol oynadı!..
Oysa Belçika,1974 yılında ‘İslam Dinini’ resmen tanıyan ikinci Avrupa ülkesi idi. Diğer Avrupa Birliği ülkelerindeki rüzgar Belçika’yı da yeni kararlar almaya zorladı. Mevcut, Flaman milliyetçi cephesi partisi (N-VA) ile ortak hükümette yer alan Walon ve Brüksel kökenli MR(Reform Hareketi), yani liberaller, bu yeni sert kararların alınmasında bir beis görmüyorlar..
22 Mart 2016 tarihinde Brüksel’i iki merkezden vuran ‘terör silahı’ içinde yer alan Müslüman, Fas kökenli gençlerin başrol oynaması, ülkede yeni bir oluşumun da habercisi oldu..
Halen Belçika’da askerler, ilan edilen alarm durumu nedeni ile hala sokaklarda, polise yardımcı rolü oynuyorlar.. Bir nevi olağanüstü hal olmasa bile ülke, şuan 3.derecede alarm durumunu sürdürüyor.
Resmi ağızlar, bu alarm durumunun Suriye’den ve Irak’tan gelebilecek yeni savaşçılar nedeni ile sürdürüleceğini açıklıyor..
Bu açıklamanın da odağında Türkiye var!
Belçika, bu bağlamda yeni ‘radikal savaşçılar’ için Türkiye ile işbirliği yapmak istiyor..
Yani Belçika’da korku dağları bekliyor!
Öte yanda ise, bu 3.derecede alarm durumunda çıkarılan yeni yasa, ülkede şiddet, terör estirenleri, gürültü çıkaranları, devlete baş kaldıranları, mahkeme kararı olsa bile sınırdışı edilmesine izin veriyor..
Mevcut koalisyon hükümeti döneminde, Belçika’dan kapıdışarı edilenlerin sayısı onbinleri aştı.. Bütün bu sınırdışı kararlarına rağmen Belçika’ya gelmek isteyenlerin sayısı da azalmıyor!
Şimdi yaklaşan Ramazan ayı ile birlikte bir başka tartışma başladı. Bu tartışmanın odağında da ‘camiler’ var!
Camilerin bir nevi, terör unsurlarının merkezi olarak gösterilmesine başta Türk kökenli siyasiler karşı çıkıyor. Ama hükümet bildik tavrından ödün vermiyor.
Federal milletvekili ve Brüksel Saint-Josse Belediye Başkanı Emir Kır,
‘Camileri terör ile ilişkilendirmek kimseye yarar getirmez.. Ülkede kilise, havra ve diğer dini merkezlere gösterilen ilgi ve yaklaşım, camilerden esirgenemez.. Kaldı ki, Brüksel’de iki terör eylemi gerçekleştiren, Fas asıllı gençlerin camiye gitmedikleri, yapılan incelemelerde ortaya çıktı.
Müslümanların, dolayısıyla camilerin hedef gösterilmesi kabul edilemez’ diye basına açıklamalarda bulundu ve Müslüman toplumu savundu..
Diğer bir Türk kökenli Brüksel Bölge Parlamentosu milletvekili ve Parlamento Başkan Yardımcısı Emin Özkara, ‘Kurban Bayramı’ nedeni ile tekrar gündeme taşınan ‘Şoklu Kurban kesimi’ konusunda Başkan Emir Kır ile birlikte karşı çıktı.
Flaman kesiminde başlayan bu yasakçı zihniyet Walon kesiminde 2019 yılından itibaren uygulanacak. Brüksel bölgesi ise bu kadar radikal karar almaktan yana değil..
Belçika’da Müslüman yabancıların içinde bulunduğu büyük sıkıntılar, kartopu giderek büyüyor..
Peki Türkiye, bu sorunların neresinde?
Sevgili okurlar, içte birçok sorun ile cebelleşen ve Türk Milleti’nin ‘ milli ‘ kavramlarını bir tarafa öteleyen siyasi zihniyet, bu şekilde, sorunları azaltamaz, daha da büyütür..
Hiç yoktan ortaya atılan ‘Halk Oylaması’ ile Türkler, fiilen ikiye bölündü!
‘Evet ve Hayır’ bağlamındaki bu ayrışma hepimizin malumu!
Siyasi iradenin işi, bundan sonra daha da zorlaşacak.. İşte siyasi platformdaki söylemlere hepimiz tanık oluyoruz..
İçte kenetlenmemiş bir Türkiye, dış sorunlarını çözmede ve dışarıda yaşayan insanına sahip çıkmada ne yapabilir ki?
Şimdi bakınız, Brüksel’de NATO zirvesi var. Türkiye NATO zirvesine sepetinde bir yığın sorun ile gidiyor. NATO Zirvesine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da katılıyor. ABD Başkanı Trump’ında Brüksel’e gelecek olması Brüksel’de şimdiden olağanüstü tedbirleri beraberinde getirdi..
Brüksel’de konuşulan şu; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO zirvesinden maada, Belçika’da yaşayan Türkler ile buluşacak mı, buluşmayacak mı?
Basına yansıyan çirkin açıklamaları tasvip etmek mümkün değil. Brüksel’de birçok NATO zirvesini takip ettim. O zaman bu zirveye katılan Türk liderler, ülke hassasiyetlerini dikkate alır, zirve dışında sadece Avrupa Türkleri için mesaj vermekle yetinirdi..
Brüksel merkez Belediye Başkanı Yvan Mayeur, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı kastederek, böyle bir toplantıya izin vermeyeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan cephesinden de,’ Zırvaya değil, zirveye geliyoruz’ açıklaması yapıldı..
Elbette bu açıklamalar, tansiyonu daha da artırdı. ABD’deki kavganın bir türü, burada da çıkabilir.
Bunca yıllık diplomasi mahabiriyim, bir devlet başkanının, bir siyasetçinin bir zirve öncesi ‘ Ben geliyorum. Bana karşı gösteriler var.. Bizi karşılayın.. Sahip çıkın’ isteğine rastlamadım..
Son ABD gezisinde yaşanan kavgaların benzerleri, Brüksel’de de yaşandı. Şimdi endişe bu ki, aynı tür kavga Brüksel’de bir daha yaşanmasın..
Şimdilik Brüksel gündeminin en önemli sorunu bu gibi lanse ediliyor..
Bu durumun ise ülkede yaşayan Türkleri de ikiye böldüğünü söylemeden geçemeyeceğim..
Bu tür anlayışlardan kaçınmak gerek.. Hatta daha titiz olmak gerek ve itidal çağrısı yapmak gerekir..
Zira demokratik ülkelerde yapılan bu tür zirvelere gelen her devlet başkanını, bir kesim protesto ediyor.. Bu genel bir temayüldür ve o nedenle bu grup ve kümelere izin veriliyor..
‘Ee bizde karşı sahiplenme gösterisi yapacağız’ derseniz, o zaman çatışmaya zemin hazırlamış oluyorsunuz..
Sonra, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın böyle bir ‘sahiplenmeye’ ihtiyacı mı var!?
Neden buradaki Türkler bir başka nedenle hedefe konulsun ki?
Türkiye, zirvede sepetindeki sorunları çözmek, bu sorunları savunmak, uluslararası kamuoyu ile paylaşmak, yeni stratejilerini ortaya koymak ile uğraşmalı..
Brüksel’deki Türkler ile buluşsan ne olur, buluşmasan ne olur!?
Asıl olan, burada; Suriye, Irak meseleleri..
Barzani kesimi ile sorunlar..
PKK/PYD’nin yeni silahlar ile teçhizi..
Türkiye’de ki, mültecilerin geleceği..
PKK ve FETÖ terör örgütü ile sürdürülen mücadele..
ABD ve Rusya, Çin ile olduğu kadar, İran, İsrail ilişkileri..
Ege’deki son fiili durum ve adalar meselesi..
Sözde Ermeni soykırım iddiaları ve Ermenistan ile ilgili bitmeyen tarihi mesele..
KKTC ile ilişkiler ve Kıbrıs’ın geleceği..
Türkiye’nin NATO içindeki fiili durumu..
NATO’nun son yapılanmaları..
Türkiye-AB ilişkileri…
Hepsi çözüm bekliyor..
Türkiye artık, enerjisini bu alanlara çevirmeli.. İçte cebelleşmeyi bırakıp, siyasi bir uzlaşma dili kullanmalıdır.. Bunun için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, partisinin başına geçmesi son fırsattır..
İnşallah siyasi irade bu yönde güçlü adımlar atar..
Yusuf CİNAL yazıyor/21 Mayıs 2017 Brüksel


 

Bu haber 48 defa okundu