18 Ocak 2018 Perşembe
468x90 reklamlar alanı kodu
Bu toprağa düşmek, öyle bir sevda ki?
Bu toprağa düşmek, öyle bir sevda ki?

Sultan Murad ve Üşüyen Adam!

Kosova ata toprakları, mis gibi vatan kokuyor…

Bizim gibi  bir kısmı Türkçe konuşmasalarda gelenekleri görenekleri, Osmanlı ve Türkiye sevgisi, tarihe olan aşkları ile Balkanların kalbinde Türk mührü gibi duruyorlar.

Büyük çoğunluğu Arnavutlardan oluşan Kosova halkının bir kısmını da “Kosova Türkleri” oluşturuyor.

Kosova Türkü derken aynı bizim gibi; Türk ama Belçikalı, Avrupalı, Kırım, Anadolu Türkü gibi “yerli”

Birilerinin dedeleri  500 yıl önce diğerlerinin 300 yıl önce, bizimkilerin ise 60 yıl önce yerleştiği ülkeler gibi bu toprakları yurt edinmişler vatan edinmişler.

Tıpkı Anavatanı da, 1200 yıl önce yurt yapan atalarımız gibi.

Ne garip bir milletiz, yerine göre iki şirket kurmayı, federasyon oluşturmayı, ortak sıkıntılarımızda ve  hak-hukuk sorunlarında bile bir araya gelemeyen bu millet!

Her gittiği toprağı yurt, vatan yapmış! Vatan yapmakla kalmamış geleneğini, örfünü ve inancını da orada hakim kılmış.

Kosova’yı yurt yapmak kolay olmamış!
Sultan davası uğruna toprağa düşmüş!
Bu toprağa düşmek öyle bir sevda ki!

Dillere destan…

Savaş meydanı toz duman, göz gözü görmüyor ve düşman karşıda!

Davası uğruna, Kızılelma aşkına açmış ellerini semaya yalvarmış Yaradan’ına; Bu orduya merhamet et, bu ordu İslam’ın ordusu, Müslümanların ordusu!Bu uğurda canım feda olsun, benim canımı al onlara merhamet et diye yakarmış!

Öyle bir yakarış ki son cümleleri şehitlik arzusu ve isteği ile dolmuş taşmış!

Kul isterde Rabbi vermez mi?
Yeter ki istemesini bil!
Verir, hemde en değerlisinden verir!
Öyle bir makam ki, Osmanlı’da savaş alanında şehit düşen  ilk ve tek padişah!

Onun adı Murad Hüdavendigar.
İşte asırlar sonra bir yiğit çıkmış gelmiş Kosova’ya….

Ondaki ruhu bilen hisseden yaşayan bir yiğit çıkmış, dizelerinde;
“Bir coşku var içimde bugün, kıpır, kıpır,
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum”
demiş mısralarında ve gitmiş o diyarlara.

Kosovalı saygın bir Türk işadamı Güner Pomak anlatıyor:

‘Muhsin Bey, Kosova’ya konferans ve ziyaret amaçlı gelmişti. Bende hem gencim hem cevvalim, koydular beni onun hizmetine. Her dakika takip ediyorum, kapısındayım ve geceleri uyurken nöbetçiyim, bekliyorum. Her dakikayı değerlendirmek istiyorum. Yiğit adamdan fikir olarak, felsefe olarak, inanç olarak, karakter olarak istifade etmeye çalışıyoruz. O kadar ileriye gitmişiz ki, nefes alacak zaman vermiyormuşuz sevgimizden, saygımızdan dolayı…
Gece nöbetteyim, otelin ikinci katında saat gece 11.00 civarları. Dernek başkanım; reisi dinlenirken bari biraz rahat bırakın, her daim yanındasınız hemen aşağıya gel dedi!
İndim, kalbimi kapıda bırakarak!
Aradan bir saat gibi zaman geçti, dedim gidip bir bakayım, bir ihtiyacı var mı sorayım?
Kapıyı vurup seslendim. Ses alamayınca bir süre geçtikten sonra açtım bir de ne göreyim!
O yiğit insan odasında yok!
Tüm oteli deliler gibi aradık yok.
Sanki Kosova savaşındaki, o toz bulutu gelmiş onu alıp götürmüştü!
Sultan Murad da yok ki, dua etsin!
En sonunda otelin taksicilerinden birini bulduk!
Dedi ki; misafir kapıya geldi, Sultan Murad’ın Türbesine götürmemi istedi!
Gece karanlık, hava soğuk, tehlike dersen dağlar kadar…
Son hızla Sultanın türbesine gittik.
Gittik de ne gördük.
O yiğit, yüreği dağlar kadar geniş adam, “Üşüyen adam” üşümeyi öldürmüş!
Dizelerinde diyor ya…
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum..
Atasının duasına, ne kadar benziyor değil mi?
Duası kabul olacaktı, ama karlı bir günde ve soğuk bir mevsimde!
Dağlarda!
Bu sefer toprağa değil, betona değil karlara yatmıştı!
Dizelerinin son satırında diyor ki;

“Beton çok soğuk, üşüyorum.”

Güner Pomak ve dava arkadaşları bu yiğit adamın, “üşümeyi” de öldürdüğünü görmüşlerdi!

Muhsin Reis, atası Sultan Murad’ın yanına, o soğuk toprağa yatmış geceyi o şekilde tefekkür ederek ihya ediyordu!

Yer soğuk, toprak soğuk, ama onun yüreği sıcak. Herkesi ısıtıyor, ısıtmaya da devam edecek!

İşte o ağaç Muhsin Reis’in, Sultan Murad’ın türbesinin yanındaki, üzerine çıkıp fotoğraf çektirdiği, yüzyıllardır orada nöbette olan ağaç….

Gönlümüz ve duamız;

Üşümeyi öldüren Sultan Murad’ın yanında toprağı döşek yapan, toprağı yorgan bilen şehit Muhsin gibi olsun…
Allah’ım, davamızdan, mücadelemizden bizleri mahrum bırakma!
Makamların en güzeli şehitlik tacı ile bizleri de şereflendir!
Şehit Muhsin Yazıcıoğlu anısına Kosova izlenimlerim.

Ethem Kışlalı 10 Ocak 2018 Kosova
NOT: Merhum Büyük Birlik partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun resmini Sultan Murad Türbesi’nden temin edilmiştir.. Teşekkür ederiz..

 

Bu haber 146 defa okundu