27 Temmuz 2017 Perşembe
468x90 reklamlar alanı kodu
Bir Azerbaycan sevdalısı Serdar Ünsal’ı ne kadar tanırsınız?
Bir Azerbaycan sevdalısı Serdar Ünsal’ı ne kadar tanırsınız?

Fikrimdeki 41 Türk hakkında yazmağı düşünerkən “böyüklerden”–bu dünya kervanına koşulub geçip getmiş ünlülerden başlamağı planlasam da zamanca daha yakınımızda olan, əlimiz çatan, sözümüz-ünümüz yeten, yeni tarihi yazan “böyükler”de kararlaşdım. Nasıl da olsa pilleler aşağıdan başlayır… Daha yakından…
İndi tanıyıp tanıdacağım Serdar Ünsal bey de zamanca yakında olalardandır. Elə mekanca da… Yeri gelib deyim. Türk kardeşligi var. Kan kardeşliginden geçen türk kardeşligi. Dünyanın o biri başında burnu kanayan bir türk olsa bu biri başdakı türkün yüregi kanalayır…

KENDİ DÜŞÜNCEM
Amma bir de var sıcaklık hissi… Bana göre ve yanız benim subjektiv kanaatıma göre… Öz yani – kendi  düşincemdir bu: İgdırlılar ve Karslılar yakınlık ve uzaklıq menasında degil, psikoloji taraflardan, Örf-adetleri bakımından, dil lehceleri, böylece kökenlik esasları ile Azerbaycanlılara çok, fazla çok benziyorlar. Şahsim adına deyim ki, Türkiyemizin neresinde bir İğdırlı ya Karslı ile karşılaşsam beni kendi memleketinden gelmiş biri kimi dindirer, ilgilener, hatta lehçemle konuşub bir az da doğma olar bana..
İnternet üzerinden tanıdığım, ilkin olarak çok adda toplantılarda, konfranslarda, tedbirlerde çekilmiş resmileri ile dialoğa girdiyim Serdar Ünsal bey de  bende “özümünkü” hisslerini oyatdı.

SERDAR ÜNSAL?  
Elbette onu tesadüfi arayıb-bulub meraklanmamışdım. Asıl Azerbaycan aşığı sorağıma İstambuldan “haberini” almışdım. Canım Azerbaycanım üçün –onun problemlerinin çözümü üçün can koyan kişilerden biridir Serdar  Ünsal bey, demşdiler. Ne mutlu ki, Facebook var. Bu milyonları bir küçük kend konşuları kimi bir araya getiren FB-de onu asan buldum ve resmleri bana ihtiyar yaşına dolmuş, simasından yorgun,küskün bir aydını tanıtdı…

Daha sonra ben Özkeçmişini istedikce bana Azerbaycana bağlı gördüyü işlerin “özgeçmişini” yollayan Serdar Ünsalı yolladıklarından tanıdım. Serdar  Ünsalın simasına hopmuş derdini bana yolladığı zaman-zaman ve  yana-yana yazdıqları danışırdı. Esas da Azerbaycanlı dedelerinin yaddaşı yaşayan yazdıkları. 40 yıla kadar qazeteçilikle uğraşmış Serdal  Ünsal bir Türk aydınıdır desem daha doğru olar.Çünki peşesi de karakteri de tam olarak ögretmen-egetimcidir.Bu güne kimi de ona yakışan, nasıl söylerler boyuna başına yakışan ögretmen-aydın işinde çalışmakdadır.

60 yaşı adlamış bu ihtiyar insan tehsil için Türkiyenin bu başından o başına baş vurmuş ve yeniden doğduğu Ağrı dağlı İgdırına dönmüşdür. Balıkesir, Eskişehir, sonra Konya… Amma harada,  hansı eldə olsa gönlü Azerbaycanda kaldı. Hiç tesadüf degildir ki, Yazar Serdar  Ünsal yayınlanmış ilk romanını elə böylece “Yüregim İrevanda kaldı” adlandırıb.

YÜREĞİM ERİVAN’DA KALDI! 

Serdar  Ünsal romanı hakkında şunları söyleyir: ”Yüreğim İrevan’da Kaldı” gerçek yaşanmış bir hikaye, daha doğrusu baba annemin İrevan’dan Ermenilerin saldırısı sonucu kaçışlarının hikayesi, İrevan’dan Aras nehrine oradan İran’a İran’dan Türkiye’ye Iğdır’a gelip bin bir zorluklarla yaşamaya çalıştığı bir yaşam öyküsü. Babaannem İrevan’da evini, sevdiklerini, babasını bırakarak kocasıyla kızıyla İran’a kaçarken ermeniler tarafından Aras nehrinde kocasının vurulmasını ölünceye kadar unutamadı. İşte ermeni mezalimini en iyi şekilde bu romanda anlatmaya çalıştım. Ermeniler sözde soykırım yalanlarının 100 yılına hazırlanırken bu romanın çıkması bence çok ses getirecek. Ermenilerin gerçek yüzünü her kes bir daha yakından görmüş olacaktır. Kısacası  okuyucu, “Yüreğim İrevan’da Kaldı” romanında Vatana,İrevan’a,(Erivan’a)hasret ölenlerin hikayesini, ermenilerin yaptığı zulmü, ermenilerin 1920 yılında İrevan’ da yaptıkları vahşeti  Aras nehrini kan gölüne çevirmelerini, eşi kocadan, anneyi yavrusundan, anne ve babayı evladından ayırmalarını, bir Hocalı faciasının benzerini  okuyacak, hüzünlenecek ,üzülecek “.

Göründügi kimi yazar yüreginin kaldığı İrevan acısı ile bizimle- kalpi kırık-kırık Azerbaycan toplumu ile dialoga girir, diderginlerimizle kendi dedeleri-nenelerinin fitnekar ermeniler tarafinden meruz kalmış olduğu vahşetleri bölişir.

Serdar bey  bu romanında kendisini ayrı-özge hesab etmediyi   Azerbaycanlılara toprak derdi, vatan hasretinden  bişmiş-püxteleşiş yazar  kalemi ile konuşdukca daha yeni bizli düşüncelerini, biliyini kaleme alır, yazır-yaradır. Onun “Azerbaycan Şarkı ve Türküleri “adlı kitabı ve yayına hazırlanmış “Yaşayanların Gözüyle  Ermeni Mezalimi” “İğdır’da yaşayan ca­fe­ri­le­rin­ gelenek  görenekleri”, “Kapımızdaki Tehlike,saatli bomba  Medzamor”, “Üreğim Hocalı’da kaldı” adlı dört  kitap çalışması okucularına tarih derslikleri kadar degerli delillerle zengindir.

EĞİTİMCİ GAZETECİ 
Aydınların bir ümumi devizleri olmuşdur. Qazeteçilik. Serdar bey de böylece  ögretmenlikle beraber 1974 yılından beri, yani en az, ne azacık- 43 yıldır ki, muhabirlik, gazetecilik, köşe yazarlığı yapıyor. Doğu Anadolu Gazeteciler Federasyonu üyesi, Iğdır Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı kimi yüksek kurumlarda yeri-adı-ünü olan Serdar Ünsal hemçinin de  TRT Iğdır il temsilcisidir. “Yeşil Iğdır” gazetesi köşe yazarı ve www.igdirim76.com internet sitesinin sahibidir. Doğu Anadolu Gazeteciler cemiyetinden almış olduğu çeşitli ödülleri bulunmaktadır.

Evli 4 çocuk babası olan  Serdar Ünsal çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yönetim kurulu, başkan ve başkan yardımcısı  olarak yer almaktadır.

AZERBAYCAN’DAN UZAK DÜŞMEK!
Belke bu çalışmaları yeterdi onun yetkin bir türk insanı kimi tanınmağına. Lakin Serdar bey Azer­baycanın sevincinden, kaderinden uzak düşmemek adına halk diplomatiyası ile de cani-gönilden-vicdan işi kimi uğraşır. Böyle ki, O, İğdır Sağlık Meslek lisesinde Türk dili ve Edebiyatı öğretmeni  ve müdür  baş yardımcısı olmakla kifayetlenmeden  Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri federasyonu Genel başkan yardımcısı ve Iğdır Azerbaycan Evi Derneği başkanıdır.  “Derneğimizin amacı Türkiye Azerbaycan ilişkilerini geliştirmek iki kardeş ülkenin menfaatlerini korumak ve Türkiye de Azerbaycan’ın sesi olmaktır. Asıl amaç dünyanın her yerinde iyi bir şekilde örgütlenmiş olan ermeni diasporasına karşı aktif mücadele etmek, onların vahşi katil yüzlerini hür dünyaya duyurmak Azerbaycan’ın Türkiye’nin ermenilerle verdiği diplomatik mücadeleye sivil toplum kuruluşu olarak yardımcı olmak, katkı sağlamaktır” –diyen

İğdır Azerbaycan Evi başkanı Serdar Ünsalın teşkilatçılığı ile onun  memleketinde her yıl Kanlı 20 Yanvar, Hocalı faciası, 31 Mart soykırım gününü  anma toplantıları keçirilir ve bu toplantılarda ermenilerin yaptıkları zulm, soykırımı bir daha hatırlatılmakla yaddaşlara köçür,  basın açıklamaları ile her yere ulaştırılan bu Azerbaycan “kederi”  hem de Türkiye ve Azerbaycanı tarihe bir millet iki devlet kimi hekk edir.

SÖZDE SOYKIRIM YALANLARI
Serdar Ünsal Azerbaycan Derneginin hayata  keçirdigi işlerden yürek dolusu danışarken sanki  60 yaşında elinde silah düşmende kalmış vatan toprakları üçün döyüşür. 1920 yılında ermeni katliamında Arazı keçerek İrana oradan da Türkiyeye köçmüş hale Araz çayını geçerken kanına kaltan olmuş, sulara qanları karışmış akrabasının harayını gücü-küvvesi çatınca kadar kaleminden ucalan odlu kelmelerle haykıran aslen Azerbaycanlı Serdar Ünsal İğdırda  bu sene ermeni sözde Soykırım yalanlarına karşı planlı çalışma başlattıklarını, Hocalı faciasını şehir meydanında basın açıklaması yaprak kınadıklarını, konferans geçirdiklerini, nisan ayında ermenilerin Iğdır’dakı katliamların merkezi olan Gedikli, Hakmehmet, Oba köylerinde şehitleri anma toplantısı yaptıklarını kisas ruhunda hatırladır, vatandaşlara ermeni zulmünü bir daha alattıklarından gönül rahatlığı duyur.

AMERİKA’DAKİLER?
Serdar Ünsal  ögretmenin aşağıdakı fikirleri ilgimi çekdi. Düşündüren bu fikirleri paylaşıram:”Ermeniler dünyanın her yerine dağılmışlardır. Sözde soykırım yapıldı diyorlar ya ermeniler zorunlu göç ettirilende dünyanın çeşitli, yerlerine ülkelerine göçtüler. Onlar ölmedi. Bazı Ermeni kaynakları şu insanları Türkler öldürdü diye yalan söylüyorlar. Halbuki öldü denilen kişiler ABD de ve diğer ülkelerde yaşadıkları belgelerle ispatlandı. Özellikle ABD deki ermeni diasporası çok güçlü. Dünyanın her yerindeki zengin iş adamları destek veriyor para akıtıyor. Birlik içindeler bundan dolayı ABD kongresindeki üyeleri etkiliyorlar. Yine ermeni diasporası her yıl belli aylarda çocukları kullanarak Avrupa ve ABD’ de de evleri, iş yerlerini gezerek ”Bizler 1915 yılında Türkler tarafından soykırıma uğrayan ermenilerin torunlarıyız bu çiçeği kabul edin ve bizim davamıza sahip çıkın bu broşürü okuyun ”şeklinde çalışma yapıyorlar. Böylece Avrupa ve ABD insanını çocukları kullanarak kandırıyorlar. Bazen batı basınını hatır gönül bazen de para ile kendilerine destek yazıları yazdırırlar. Kısacası adamlar her yerde her alanda ilişki kurup planlı çalışırlar”.

BİR SAATTE 1200 İMZA TOPLADI
Serdar bey  “Ermeniler Türk milletinden özür dilesin adı altında bir anket ve imza kampanyası  başlatmış ve 1-ce  saatte  1200 imza toplanılmışdır.

Atatürk caddesi Zübeyde hanım Bulvarında derneğ başkanı Serdar Ünsal, 16 sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti adına  yaptığı açıklamada “Nüfus cüzdanlarında T.C yazan fakat yürekleri ermeniler için atan sözde aydınlar..! “Ermenilerden Özür diliyorum “adı altında imza kampanyası başlatmış bulunmaktadır. Bizde bu vatanı karşılıksız seven, ermeni katliamına uğramış bir neslin torunları olarak internet sitemizde “Ermeniler Türk milletinden özür dilesin adı altında bir anket ve imza kampanyası “düzenldik.   Bu anketimize herkesin destek vermesini Iğdır da çeşitli yerlerde yapmaya başladığımız imza kampanyasına herksin katılmasını bekliyoruz. Iğdır dışındaki vatansever vatandaşlarında imza kampanyası düzenleyerek bize göndermelerini bu konuda destek vermelerini bekliyoruz”–demişdir.

Serdar Ünsal beyin “Gün bu gündür. Gün ermeni katliamına uğramış bir neslin torunlarının birleşme günüdür.Ermeniler 1918 -1920    —  1990-1992  yılları Arasında Türkiye’de ve Azerbaycan’da yaptıkları katliamlardan dolayı Türk milletinden ve Azerbaycan Türk’ünden  Özür Dilemelidirler” şeklinde konuşması coşku ile karşılanmış ve her yerde tarafdarlarını bir araya getirmişdir.

Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Genel Başkan yardımcısı  Iğdır Azerbaycan Evi Derneği başkanı Serdar Ünsal katoliklerin ruhani lideri Papa Francesco’nun, Ermenistan’a yaptığı ziyarette  1915 Olayları’nı “soykırım” olarak nitelemesine de ayni acıyla – vatan taaccubkeşligi ile tepki göstermişdir.

Serdar Ünsal: “Papa’nın  Ermeniler  tarafından uydurulmuş olan sözde soykırım yalanlarına inanarak bu konuyu  dile getirmesi  kabul edilemez bir olaydır.  Bir din adamına yalan konuşmak yakışmaz. Sağduyu sahibi AB ve ABD ‘li  vatandaşlar Hristiyan din adamları, hükümetler ermenilerin bu yalanlarına kanmamalı Türkiye  ile ilişkilerini bozmamalıdır. Dün Iğdır’da atalarımızı şehit edenlerin torunu bugün Azerbaycan’da Hocalı’da Karabağ’da katliam yapıyor. Gerçekler ortadayken sözde soykırım yalanları ile Türkiye suçlanıyor. Hocalı faciası katliamı da  21. asrın soykırımıdır.  Ermenilerin Anadolu’da Azerbaycanda yaptıkları katliamı Naziler bile yapmamıştır”-demekle hemçinin de tarihi yada salır, türk toplunmunu geçmişini ögrenmeye sesleyir.

Iğdır Azerbaycan Evi Derneği başkanı Serdar  Ünsal derneğin faaliyetini ve kuruluş amacını anlatarak sivil toplum örgütü olarak her alanda Türkiye ve Azerbaycan’ın sesi olmaya, iki ülkenin menfaatleri için mücadele etmeye çalışdıklarını, özellikle her fırsatta Türk düşmanlığı yapan Türkiye ve Azerbaycan’ı zorda bırakmayı amaçlayan ermeni diasporasına karşı mücadele etdiklerini, onların gerçek yüzlerini kamuoyu oluşturarak dünyaya basın yayın aracı ile duyurmaya bağlı seylerini  sayfaları sıralanan gönülden gelen yazı sesi ile çatdırır.

Çeşitli toplantılarla  bir milletin iki devletinin kayğılarını yanan yürekle dile getirib kövrelen ögretmen-egitimci- bir yaşlı-başlı Türk aydını Serdar bey Ünsalın bu sözleri –“ben ve benim gibi düşünen binlerce Türkiye Türk’ü Azerbaycan için gerektiğinde ölürüz, şehit oluruz. Bunun örneğini 1918 yılında Nuri Paşa komutasındaki Türk ordusu,1992 yılında Ermenilerle cephede  savaşan Azerbaycan’ı karşılıksız seven  Ülkücü Türk gençliği vermiştir”- kelmeleri yanan bir yüregi gösterir.

Böylece daha bir Türk insanı ile tanış oldum ve bu yazıyla  Sizlere Türklük delisi, Azerbaycan sevdalısı, bir  araştırmacı yazar, eğitimci,diasporacı Serdar Ünsal’ı bir azacık tanıttım. Siz de onu tanıyın ve tanıtın. Önce kendinize, sonra dostlara-tanışlara, daha sonra cocuklara ve genclere, ele onun ta kendisi kimi ögrenciler ordusuna elə böylece tanıtın:

….Serdar Ünsal, ermeni mezaliminden 1920 yıllarında Erivan dan kaçıp Türki’ye giden bir ailenin torunudur. Serdar Ünsal’ın babaannesi Erivan doğumludur. O gacagaç zamanı Erivandan önce İran’a sonrada Türkiye’ye göç etmiştir.

Serdar Ünsal yıllarca babaannesinden ermenilerin yaptığı mezalimi, zulmü dinleyerek büyümüştür. Cocuk yaddaşı beyaz kağıt olur derler, öylece de  Serdar Unsalın hayalinde, aklında Erivan ve Azerbaycan olmuştur. Okurken defter ve kitaplarına “Esir Azerbaycanlı Serdar Ünsal” yazmıştır. Yazıyı görenlere Azerbaycan şu an esir. Sovyetlerin esiri. Birgün bağımsız olacak zincirleri kıracaktır. Serdar Ünsal  her zaman, her yerde “Esir Türklere Hürriyet “diye haykırmıştır. Babaannesi ile birlikte Bakü, Erivan radyolarında türküleri mahnıları dinliyerek ağlamıştır. Serdar Ünsal, en çok benim universite rektörüm  Aslan Aslanovun sözlerine  yazılmış “Laleler “ mahnısını sevdiğini söylüyor. Özellikle Azerbaycan Türklerinin o dönemde ”Ne zaman bize gonah gelecek güzel laleler” sözünün “Ne zaman Türkler Azerbaycan’a gelecek bizi Sovyet zulmünden kurtaracak” diye yorumluyor.

Serdar Ünsal’ın yüreğinde Azerbaycan sevdası her geçen gün artmakta .Dudaklarından şu mısralar eksik olmuyor:

”Menim bir şeyim yok var bir guru canım,

O da sana gurban olsun Azerbaycanım”.

Kısacası Serdar Ünsal, bir Azerbaycan sevdalısı, Azerbaycan aşığıdır. Türkiyede Azerbaycan’ın gönüllü diasporasıdır. Okulları gezerek Ermenilerin yaptığı zülmü her öğrenciye anlatarak Hocalı faciasını  canlı tutmaya çalışıyor.

Babaannesinden dinlediği gaca-gaç hikayesini romanlaştırarak “Yüreğim İrevanda Kaldı” adı ile yayınlaştıran Serdar Ünsal ermenilerin Türk milletine yaptığı katliamları unutmayacağız, unutturmayacağız”-diyor. Serdar Ünsal, “İrevanlıyam, Azerbaycanlıyam sürgünem öz be öz Türk’em“ haykırır.

Her yazını başlığı degil sonluğu yadda saxlar. Fikrimce bu yazı da Türkiye Azerbaycan Dostluk Dernekleri Federasyonu Genel başkan yardımcısı ve Iğdır Azerbaycan Evi Derneği başkanı Serdar bey Ünsal’ın;
“BEN VE BİZ AZERBAYCAN İÇİN ÖLÜRÜZ”
nidası ile unudulmaz olacaqdır…

Hatira  Quliyeva – Azerbaycan sevdalılarından yazıyor
(Felsefe Doktoru yazarımız Bakü’de yaşıyor. Bu nedenle yazısı Azerbaycan dilinde yazılmıştır..)

 

 

 

Bu haber 56 defa okundu