18 Ocak 2018 Perşembe
468x90 reklamlar alanı kodu
Avrupa Türkçe Medyası nasıl ayağa kaldırılır?
Avrupa Türkçe Medyası nasıl ayağa kaldırılır?

‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ dolayısıyla Avrupa Türkçe medyasını mercek altına alıyoruz..
AK Parti iktidarı tarafından üç kere düzenlenen ‘Avrupa Türkçe Medya Çalıştayları’ndan ne sonuçlar çıktı?
Avrupa Türkçe Medya gelişimi ve gelinen noktada sorunlar nedir ve ne tür tedbirler almak gerek?
Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da da bir ‘Yandaş Medya’ oluşumu destekleniyor mu, bu konuda ne tür sürtüşmeler, tartışmalar yaşanıyor?
Dün Avrupa’da çalışan gazetecilerin durumu neydi, bugün nedir ve meslek ile ne tür sorunlar yaşanıyor?
Bütün bu sorunları Belçika’da Tercüman, Hürriyet gibi gazetelerde yüzlerce habere, yoruma imza atan, binlerce fotoğraf çeken, birbirinden farklı toplantılar takip eden, maçlar izleyen, siyasi kişiliklerle röportajlar yapan, Türkçe’nin misyonerliğini yapan, aynı zamanda Belçika’da ilk Türkçe gazetelere imza atan Gazeteci Yazar Yusuf Cinal’a sorduk:
İşte aldığımız cevaplar:

GAZETECİ KİMDİR?

Gazeteci, halkı bilgilendirmek, haberdar etmek ve kendi ana dilinde geliştirmek için, bilgiyi bir kaynaktan alıp, diğer kaynağa iletendir.

YASALARDA GAZETECİ?
Tüm dünyada kabul edilmiş, evrensel basın yasaları mevcuttur. Demokratik ülkelerde gazeteci, yasalar çerçevesinde en az sigortalı olarak çalışan, iş güvencesi sağlanan ve bu işten başka bir işle iştigal etmeyendir..

GAZETE NEDİR?
Gazete, bir grup, bir küme, bir holding, bir şirket, bir dernek ve hatta bir şahıs tarafından insanları bilgilendirmek, haberdar etmek amacıyla hazırlanan yazılı metinler, fotoğraflar, bilgiler bütünüdür.

GAZETE ÇALIŞANLARI?
Bir gazetenin sahibi, sorumlu müdürü, genel yayın müdürü, yazı işleri müdürü, muhasebecisi, muhabirleri ve gazete dağıtım ağı olmalıdır.

HABER NEDİR?
Haber, okuru bilgilendirmek için,’ kim, ne, nerede, neden, niçin’ sorularına cevap verecek şekilde hazırlanan ve tanık fotoğrafla desteklenen bilgileri içerir..

GAZETE ÇALIŞANLARI

Bir gazetede resmi görevler dışında, telif hakları ile ya da, haber başı ücretle çalışan muhabirleri mevcuttur.
Muhabirler tam olarak, meslek mensubu değillerdir. Bir başka işle birlikte mevcut gazetelere, radyolara, televizyonlara, kendi yörelerinden haberler hazırlayan, bildirimlerde bulunandır.
Hatta bazı gazetelere çalışan muhabirlere, topladıkları ilan üzerinden de komisyon ücreti verilmektedir..
Bunun dışında, gazetenin bulunduğu il dışında, hatta yurt dışında, gazete adına görev yapan temsilciler mevcuttur. Bunlar yasal çerçevede, gazetecilik mesleğini icra eden, maaşlı temsilcilerdir.
Öyle her eline kalemi alan, klavye tutan, bir cep telefonu, bir fotoğraf makinesi ile sokağa çıkan ‘gazeteci’ değildir..
Aman dikkat ediniz?

BASIN KARTI NEDİR, KİMLERE VERİLİR?
Basın kartı, evvelemirde gazete çalışanlarına verilir. Her ülkenin basın kartları konusunda komisyonları ve kurumları vardır. Bu kurumların denetimleri ve yasalar çerçevesinde başvurular dikkate alınarak, basın kartları dağıtılır.
Burada ısrarla aranan bilgi, basın kartı için başvuranın, bir gazetede yasal çerçevede çalışıyor olmasıdır.
Bazı ülkelerde basın kartları, yıllık, sürekli olmakla birlikte, şeref basın kartı gibi niteliklerde de basın kartları çalışanlara verilir.

SUİSTİMALLAR VAR?

Maalesef son yıllarda özellikle Türkiye’de ve diğer ülkelerde basın kartları dağıtımı konusunda aksaklıklar, sorunlar yaşanmaktadır.. Haksız ve usulsüz olarak basın kartı alanlar mevcuttur. Bunlar derhal temizlenmeli ve basın kartı hak edene, çalışana ve gazeteciye verilmelidir..
Burada ‘yandaşlık’ gözetilmemelidir!. İnceleme ve gazeteci takipleri, gazete kontrolleri iyi ve sıkı yapılmalıdır.

AVRUPA’DA TÜRK MEDYASI
Avrupa’ya Türk iş gücünün akını ile ‘haberleşme, haberdar etmede’ büyük önem arz etmeye başladı. İlk olarak Tercüman gazetesi, ardından Hürriyet ve diğer gazeteler, Avrupa’da yayımlanmaya, hatta basılıp dağıtılmaya başlandı.
1973-74’lü yıllarda başlayan bu hizmet ağı, 1985 ve 2000’li yıllar arasında büyük yoğunluk gösterdi.
Başta TRT olmak üzere, yurtdışında AA’nın(Anadolu Ajansı) ile diğer gazetelerin büroları, temsilcileri ve matbaaları oluşturuldu.
2000’li yıllardan sonra gelişen dijital teknoloji ile medyanın gücü azalmaya başladı. Ulusal gazeteler bir, bir Avrupa’da kepenk kapattı. Halen yayınını sürdüren gazeteler ise, yayınlarını kar gözetmeksizin, zarar hanesine yazarak yayımlamaktadırlar..
Yazılı basını, Avrupa’da televizyonlar takip etti. Hürra bu bağlamda bürolar oluşturuldu. Hatta Avrupa logolu televizyonlar yayına başladı. Ancak bunların çoğunun ömrü kısa oldu. Bunlar içinde Avrupalı Türkler için en kapsamlı yayınları o yıllar kurulan TRT-İNT Televizyonu yaptı. O yayınlarda hatıralarda kaldı.
Şu an Avrupa’dan reklamları alıp, cebe indiren ama, Avrupalı Türklere bir program sunmayan televizyonlar mevcut!..

AVRUPA YEREL MEDYASI

Avrupa’ya dönük yayın yapan ulusal gazetelerin, yayınlarına tepki olarak olduğu kadar, yerel haberlere daha fazla yer vermek, bölge insanını daha geniş kapsamlı olarak bilgilendirmek, haberdar etmek için yerel gazeteler hazırlanmaya başlandı.
Türkçe olarak, başta Almanya olmak üzere, Hollanda, Belçika, Fransa, İsviçre ve Avusturya ile diğer ülkelerde, 1985 yılından itibaren hazırlanan ve ücretsiz olarak dağıtılan bu gazeteler, bugün hala varlıklarını sürdürüyor.

ÇALIŞTAY DÜZENLENDİ

Avrupa Türkçe Medyası, mevcut AK Parti iktidarı gündemine de alındı. Yazılı, görsel ve sanal basınla birlikte, Avrupa’da büyük bir güç olan ve Türkçe dilini kullanan bu gazetelerin takibi büyükelçilikler, başkonsolosluklar ve basın müşavirlikleri tarafından yapıldı.
Önce Köln,  sonra Brüksel ve ardından da Paris çalıştayları gerçekleştirildi.
Ancak bu toplantılarda hükümet tarafı bildiğini okudu. Kısacası ‘tereciye tere satmaya kalktı’ desek, yalan olmaz! Zira, hükümetten daha radikal karalar bekleyen Avrupa Türkçe temsilcileri, bu toplantılarda sadece Anadolu Ajansı, TRT ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları kurumlarının işleyiş, proje ve geleceğe dönük planlarını dinlemekle geçirdi!.
Konuşmalar yapıldı, bir araya gelindi, yenildi, içildi ve Avrupa Türkçe medyasının sorunları yine kulak arkası edildi!..
Yani bu işin üstüne de ‘bir bardak su içilip’ gidildi!

AVRUPA’YA BASIN KARTI

Bu çalıştaylardan geriye bir tek, bazı basın mensuplarına verilen kartlar hatırlanır oldu! Gazeteci olmadığı halde, yalan ve düzmece bildirimlerle ‘sarı basın kartlarını’ ceplere indirenler, bu kartları ekranlarda sallamaya başladı ve süreç sulandırıldı..
Halen gazetecilik mesleğini  yerine getirmemesine rağmen, bu kartları ceplerinde taşıyanların bulunduğu Avrupa’da, büyük sorunlar yaşanmıyor değil..
Bu işe öncelikle,başkonsolosluk ve büyükelçiliklerce başlanılmalıdır. Gazeteci olmayanlar derhal, basın listelerinden çıkarılmalıdır. Bunlar hakkında yasal işlem başlatılmalıdır.(Yalan beyandan ötürü)..Zira günümüzde,hele de dijital ortamda artık  haber bloğu, sitesi olmayan çocuk bile kalmadı.. Devleti,insanları ve okuru aldatmaya yönelik eylemde bulunanlara fırsat verilmemelidir.. Hatta bu konuda ‘ Birlik’ oluşumlarına katılan,’gazeteci’ kılığına girenler hakkında suç duyurusunda bulunulmalıdır.. Eğer bu yapılmazsa, eline bir çubuk alıp, büyükelçi ile başkonsolos ve bakan ile resim çekip(Selfie) kendi kişisel sayfasında yayınlar.. O nedenle acilen bu basın mensubu listeleri güncellenmelidir..Bu işte kıstas ise Türkiye ve mevcut ülkelerin yasal basın kartlarını taşıyanlar dikkate alınmalıdır..
Diğerlerine ise yasal yol gösterilmelidir.. Yoksa işin içinden yıllar geçse çıkılamaz ve bir sonuca da hizmet edilemez..

AVRUPA’DA TÜRKÇE MEDYA
-Avrupa’nın çeşitli kentlerinde gazete hazırlayıp,okur ile buluşturan arkadaşların, en büyük sorunu sermayesizliktir!..
Kısacası, bir sermayesi olmadan, sırf ilan ve reklama dayalı olarak hazırlanan gazetelerin, ömrü de kısa oluyor!.  Para bitti, ilan yok, gazete, dergi çıkarmaya paydos! Böyle bir iki sayı hazırlanan ve sonra kepenk kapatan bir yığın gazete,dergi adını saymak mümkün..
-Gazetelerin kuruluşları sağlıklı değil..Bir şirket, bir dernek üzerinden hazırlanan gazeteler,bazen ağır mali şartlarla karşılaşınca, kepenk indirmeyi çare olarak görüyor.
-Diğer bir hususta, gazete,dergi hazırlayanların birikimi, bir gazetenin,bir derginin uzun soluklu yayınlanmasına imkan tanımıyor. Bir kişi etrafında hazırlanan gazeteleri, yayına hazırlayacak elamanların azlığı da, işi daha güçleştiriyor.
-Avrupa’da yetişen yeni nesil gençlerin de; Türkçe’ye vakıf olmaması, bu sektöre elaman temininde güçlükler oluşturuyor.
Bozuk Türkçe ile hazırlanan, çorbaya dönmüş gazete sayfaları, yeni ‘albeniler’ oluşturmuyor. Okura, reklam ve ilan verenlere güven vermiyor..
-Gazetelere ilan ve reklam verecek olan Türk iş adamlarının karşısına sürekli giden ve bıkkınlık noktası oluşturan yerel medya mensuplarının, bir disiplinden, bir ciddiyet ve güvenden uzak olmaları da, burada sektöre bir kötü not olarak geri dönüyor, güvensizlik ortamı ortamı, gerçek gazetecilik yapanları da zor durumlarda bırakıyor..
-Sırf kendi egosunu tatmin, toplantılara katılmak, bir etikete sahip bulunmak, kendini öne çıkarmak isteyenlerin, büyük ilgi gösterdiği yerel medya, bu çıkarcı çevreden mutlaka temizlenmeli ve arındırılmalıdır..
-Bunu hazırlanacak olan basın mensubu listeleri ile olduğu gibi iş adamlarımızı, reklam veren kurumlarımızı bilgilendirerek, pekala yapabiliriz.
Zira 2 Binli yıllardan önce Büyükelçilik basın mensubu listelerine, sadece basın emekçileri dahil ediliyor, diğer basın mensupları bu listelere alınmıyordu.
-Gelinen noktada, iki fotokopi kağıdı ile gazete hazırladığını söyleyip ortaya çıkanlar, bir sanal blog, bir site hazırlayarak, gazete kurduğunu beyanla, basın kartı sahibi olmaya kalkışıyorlar!
-Maalesef bu durum ‘yandaşlık’ bağlamında da ele alınıp değerlendirilerek, saygın basın mensupları rencide edilmiş, yıllarca bu mesleğe emek verenler, bir çırpıda unutulmuştur.
-Yine yandaşlık bağlamında, farklı fikir ve siyasi anlayışa mensup çevreler, kendi gazetecilerini ilan edip, kollayıp,  onlarla iş tutmaya, onlarla propagandaya kalkışması yerel medya oluşumunu baştan güvensiz kılmıştır.
-Bu bağlamda, bölgecilik, hemşericilik Avrupa Türkçe medya gelişimini engelleyerek, sektörde hasmane tutum ve tartışmaların yaşanmasına zemin hazırlamıştır.
-Sırf siyasi yandaşlık, siyasi çevrelerden yardım almak için muhatap örgüt olma yolunda, meslekten bihaber, meslek ile uzaktan yakından ilgisi olmayanlar ile oluşturulan cemiyet, birlik ve diğer oluşumlar da bu işin suyunu çıkardı.
-Kurum adlarının önüne konan ‘Avrupa’ ve sonlarına eklenen ‘Birlik’ kelimesinden ne anlaşıldığı belli olmayan bu yapılanmalar, aynı zamanda klikleşmeye, hesaplaşmaya, çekişmeye zemin hazırlayarak, insanımızın bölünmesine de hizmet etmiş bulunmaktadır..
-Bazı göstermelik toplantılara, sözde seminer ve eğitimlere çağrılanlar ise sadece gezmek, tatil yapmak amacıyla yola çıkmış, asıl hazırlanması, katkı sunulması gerekenler ise unutulmuşlardır..
-Üzerine vazife olmadığı halde gazete çıkarmaya kalkan, radyo ,televizyon işletmeciliğine soyunan ve bu işten zerre kadar anlamayanların bulunduğu Avrupa’da herkes, her kurum, her sorumlu mutlaka, ama mutlaka bir empati yapmak mecburiyetindedir..
-Ne yapıldığı, ortaya ne tür bir eser konduğu, hedef kitlesinin mensubiyeti, dili, haberleri, her şeyi ile gazetecilik mesleğine soyunanlar, bu işe ne kadar önem verdiklerini, nasıl hazırlandıklarını, ne yapacaklarını bilmek mecburiyetindedirler.
-Özellikle Kanal Avrupa Televizyonu programlarında irdelen ‘Avrupa Türkçe Medya olgusu’ içerik, sorun ve yapı bakımından ülkelere göre büyük farklılıklar arz etse de, sorunlar aynıdır.

SONUÇ

Sonuç olarak, güçlü sermaye, iyi bir ekip, gazetecilik mesleğini özümsemiş, işini bilen ve okurunu tanıyan bu kuruluş gereklidir.
‘Kimse,  ‘ben gazete çıkarıyorum, bana yardım edin’ feryatlarına kulak asmaz. ‘Paran yoksa, gazete çıkarma’ diyerek işin içinden sıyrılır.. Nitekim, zamanın Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bu tonda seslendirmede bulunan bir gazeteciye,’ Benim için mi çıkarıyorsun? Para kazanamıyorsan bırak’ demiştir!..
Avrupa’da Türkçe Medya oluşumu, bir gönül çerçevesinde hobi olarak bazı kişilerin öncülüğünde sürdürülse de, Türkçe’ye, insanımıza yaptığı olumlu katkı ve destek bakımından değerlendirilebilinir. Nitekim bunu cumhuriyet hükümetleri zaman, zaman yapmıştır. Özellikle ‘Türkçe diline’ katkı yapanlara, bu bağlamda haber desteği, eğitim imkanı, malzeme ve kağıt,  kurumsal reklam imkanları sağlayabilir.
-Türkiye’de sağlanan ‘ resmi ilan’ desteği, yurtdışı yapılanmalar için, resmi kurumsal ilanlar bağlamında hayata geçirilebilinir..
Dünyada bunu yapan, gerçekleştiren ülkeler var. Örnek olarak Kanada Quebec eyaletinde hazırlanan Fransızca gazetelere, dil yardımı yapılmaktadır.. Türkçe için de, yurt dışında yaşayan insanımız için de buna değer..
Zira Avrupalı Türk ailelerde Türkçe, ikinci ve üçüncü dil olma özelliğini de yitiriyor..
Daha sayabileceğimiz birçok neden ile Avrupa Türkçe medya oluşumu desteklenmelidir. Ancak bu desteği hak eden muhataplar ile yolu çıkılmalıdır..
İnter-Media Bruxelles Yayınları

Bu haber 72 defa okundu