29 Nisan 2017 Cumartesi
468x90 reklamlar alanı kodu
Avrupa Sonbaharı…
Avrupa Sonbaharı…

Yaz tatili dönüşünde Avrupa’nın sorunları üç konuda yoğunlaşıyor : Terörizm, İşsizlik ve Göç – İltica  akınları.

Bu sorunlar sadece endişe yaratmakla kalmıyor , aynı zamanda , özelllikle AB bünyesinde , yeni bulanımlara ve darboğazlara neden oluyor.

Terör ile mücadelede temel hak ve özgürlüklerden fedakarlık yapmadan  başarı sağlamaya çalışan Avrupa, çaresizlik içinde. Palyatif önlemlerle terörü öngörmeye, önlemeye, durdurmaya ve cezalandırmaya gayret gösteriyor.

İşsizlik sorunu özellikle genç nüfusu içeriyor ve gittikçe artıyor. ARGE, prodüktivite ve üretim gibi konularda Kuzey Amerika ve  Asya ile kıyasla geride kalan ihtiyar Avrupa yeni iş alanları – olanakları yaratamıyor. Yeni teknoloji uygulamaları yetersiz. Öğretim ve eğitim  sistemleri istihdama dönük değil. Düşük yatırım düzeyi ve seviyesi iş-istihdam sektörlerini olumsuz olarak etkilemekte. En önemli  üretim dallarında  yer alması gereken teşvik önlemleri sınırlı veya yetersiz.

Göç ve iltica konusuna gelince : Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Asya’dan Avrupa’ya yönelen bu iki farklı akın arasında ayırım yapamayan Avrupa ülkeleri  bocalama içinde. Çeşitli nedenlerle adı  geçen akınlara set çekememekte, kanuni yollarla giren göçmenleri  iş dünyasına entegre etmeye çalışırken, kanun dışı kanallarla girenlerle mücadele etmekte. Gerçek mültecilere hak tanımak eyleminde olan Avrupa, sahte mültecileri sınır dışı etmeye çalışmakta veya özel kamplarda barındırmakta. Ancak, mülteci taraması uzun zaman alan bürokratik bir süreç. Avrupa’ya hakim hukuk sistemi içinde kaotik bir durum  yaratmakta. Üstelik sahte mülteciler yapısında ekonomik göçmenler ile terörist adayları da yer almakta.

Yukarıda değindiğimiz sorunlar yeni başlayan Avrupa Sonbaharını etkilemekte.

Aynı sorunların doğup geliştiği ortam ise şu genel  nitelikleri taşıyor :

Özellikle AB ülkeleri AB kuruluşları tarafından yöneltilmekte. Ancak bu kuruluşlar, çok uluslu finans kurumlarının ve şirketlerinin etkisinde. Uluslararası kuruluşlar AB mercilerinin muhatabı değiller. AB kuruluşları ile çok uluslu iş ve parasal kurumlar arasında diyalog yok. Avrupa Birliğinin yürütme organı Avrupa Komisyonu zaman zaman bu finans ve iş kuruluşlarına karşı, özellikle rekabet koşullarının ve anti-trust politikalarının işletilmesi amacı ile, müdahalelere ve denetlemeye gitmekte. Ancak bunların da başarılı olduklarını söylemek olanak dışı.

Artık tüm Avrupa’ya tamamen  hakim olan virtual ortam (Internet, Facebook, Instagram, Twitter, vs, vs ), Social network, Avrupa’nın sosyal,  kültürel ve ekonomik  sorunlarının artmasına çok elverişli bir ortam yaratmakta. Bu olumsuz ortamda çarpık değer hükümleri, dengesiz etik tutumlar, aşırı ve çok kez sapık  cinsellik,  artan popülizm  hızla yeşerip gelişmekte.

Halk  tabakalarının demokratik yapıya ilgi ve katılımları gittikçe azalmakta. ‘Ulus tabanlı devlet’ , ‘Sosyal devlet’  anlayışları tarihe karışmak üzere. Aslında bu iki kavramın yerine geçme durumunda olan, ve bu amaçla kurulan, AB ise bölünüp parçalanmaya aday. Hem Batı-Doğu , hem de Kuzey-Güney eksenlerinde görülen kırılmalar , AB bölünmesinin  ilk ciddi göstergeleri.

Bu konudaki en son delil ise 16 Eylül’de Bratislava’da yapılan AB Devlet ve Hükümet Başkanları zirve toplantısı.  AB’nin geleceğinin görüşüldüğü bu zirve, hiç bir ortak tutum ve sonuç sergileyemeden sona erdi. Katılan AB büyükleri görüşmelerine Ocak 2017’de Malta’da yeniden toplanarak devam etme kararı aldılar. 

Görüldüğü gibi Avrupa Sonbaharının görünümü hiç te iç açıcı değil. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki Avrupa halkları, geleneksel bencil davranış ve toplumsal değil kişisel algıları ile,  yaşamlarını sürdürmeye devam edecekler ve bu günkü sonbaharı,  yeni yıl şenlikleri, kış tatilleri, karnavallar, ilkbahar uyanması ile yaz tatillerine hazırlık, vs,  vs izleyecek !!!..

 Dr.Tunay Akoğlu yazıyor

 

Bu haber 24 defa okundu