23 Ekim 2017 Pazartesi
468x90 reklamlar alanı kodu
Avrupa Birliği’nin(AB) bitmeyen sorunları?..
Avrupa Birliği’nin(AB) bitmeyen sorunları?..

2016 Yaz döneminde Avrupa Birliğinin  sorunları giderek artmakta. Özellikle yapısal problemlerde görülen olumsuz gelişmeler , konjonktüerl sorunların üstüne çıkmakta.

Gittikçe vahimleşen bu sorunların en önemlilerini şunlar :

  • Avrupa’ya yönelen göçmen ve sığınmacı sayısındaki artış,
  • İşsizlik,
  • Popülist politik partilerin ve hareketlerin güç kazanması,
  • Deflasyon,
  • Terörizm,
  • Mali ve banka sektörü krizleri.

Son aylarda sadece İtalya sahillerinden AB‘ye giren göçmen ve sığınmacıların sayısı günde ortalama  bin kişi. Bu konuda ortak bir politikası olmayan AB adı geçen akın karşısında tamamen çaresiz : Göçmen / sığınmacı ayırımı yapılamıyor, akınlar coğrafi nedenlerle İtalya ile Yunanistan sahillerinde yoğunlaşıyor, göçmen ve sığınmacıların çeşitli  AB ülkelerine dağıtım kriterleri saptanamıyor ve gerçekleştirilemiyor.

AB bölgesinin tümünde işsizlik oranı yüzde 9 civarında. Güney AB ülkelerinde  işsizlik oranı yüzde 10 ile 20 arasında, sadece genç nüfusu kapsayan oran yüzde 40 kadar. Bunun ana nedenleri  genel olarak şunlar:  Büyüme ve kalkınma hızlarındaki azalmalar, iş gücü arzının iş gücü talebinin  gereksinme duyduğu nitelikte ve nicelikte olmaması. Bunlara ek olarak, bazı sektörlerde  iş talebinin artmasına rağmen yeni üretim ve tüketim kalıpları yeni iş olanakları yaratmaktan uzak. Ücretler düşmüyor yükselmekte,  bu artış işverenleri ürkütmekte.

Popülist partiler ve hareketler hızla gelişmekte, halk oyunda AB karşıtı eğilimler artmakta. AB taraftarı  halk tabakalarının çoğunlukta olduğu İtalya, İspanya veya Portekiz gibi ülkelerde bile  bu oran yüzde elliyi geçmekte. AB kamu oyu AB karşısında ilgisiz ve bilgisiz. Kamu oyu ile AB örgütleri arasında hiç bir ciddi bilgi ve ilgi akımı veya akışı yok. Tamamen ulusal hükümetler tarafından atanan Avrupa Komisyonu (AK)  (Komiserler ve üst düzey yöneciler) tamamen politize olmuş durumda. Kendi ülkelerinin temsilcileri gibi çalışıyorlar. AB’nin yürütme organı olan bu Komisyon tüm AB işlerinden sorumlu.

Yasama organı Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılma oranı her AB ülkesinde yaklaşık yüzde 40. Dolayısı ile AB’nin yasama ile yürütme organlarının demokratik lejitimiteleri  sınırlı ve bu organlar arasında ne ayırım ve ne de işbirliği mevcut. Ayrıca , AB her hangi  bir yargı organından yoksun. Bu alandaki  yegane kuruluş OLAF ( European Anti-Fraud Office) sadece idari bir denetim kurumu ve Avrupa Komisyonuna bağlı , yani bu denetim kurumu bağımsız olmayıp, yönetime (icraya) hesap verme yükümlülüğünde.

Avrupa Merkez Bankasının yıllardan beri benimsediği anti-enflasyonist  fiyat politikası , özellikle Euro kullanan 19 AB ülkesinde ( 19 / 28 AB ülkesi)  deflasyona neden olmuş durumda.  Makro-ekonomik para miktarı ve kredi hacmi azalmakta , üretici ve tüketici fiyatları düşmekte , dolayısı ile gittikçe artan deflasyon çeşitli AB ülkelerinde tüketim kalıplarını ve prodüktiviteyi de olumsuz yönde etkilemekte. Milli ekonominin motörü ‘üretim’, bilhassa Güney AB ülkelerinde, gittikçe daha fazla azalmakta.

AB Ülkeleri terörizmden gittikçe artan bir biçimde tedirginlik ve korku duyuyor.Temel özgürlüklere, insan haklarına saygı, azınlıkları koruma gibi ilkelere aşırılıkla sadık kalarak sıkı emniyet , istihbarat ve koruma önlemleri almaktan aciz. AB bünyesinde terör ile mücadele konusunda hak ve yükümlülüler arasındaki ilişkiler tam olarak tanımlanmış değil.

AB ‘in yaşadığı mali  ve banka sektörü krizleri gelişmekte. Bunlar AB’nin kuzey –  güney ile batı-doğu eksenlerindeki  kırılmaları / çatlakları (gaps) artırmakta. Bunu göz önüne alan AB mercileri,  söz konusu uçurumu kapatmak için 2014 – 2020 dönemini kapsayan 350 milyar Euro tutarında özel bir fon oluşturmuş durumda. Ancak bu fonun kaynağı ve kullanım ilkeleri ile mekanizması pek açık ve anlaşılır gibi değil !

İtalya , İspanya ve Portekiz gibi gittikçe derinleşen banka krizleri içindeki ülkeler AB’nin ‘Bailout’ fonlarına bel bağlamış durumdalar. Ancak bu fonlardan yararlanmak AB / AK bürokrasine bağlı : AB kurallarına göre her üye ülkede bütçe açığının milli gelire (GSMH) oranının yüzde 3’ü geçmemesi  gerekiyor. Oysaki bu oran genelde her ülkede % 10 ile % 4 arasında. Yüzde 3 oranı devamı olarak aşılırsa AB yaptırımları söz konusu oluyor.  Pek çok AB ülkesi kısır döngü içinde ne ‘deficit spending’ yapabiliyor, ne de özerk / bağımsız  bir maliye politikası uygulayabiliyor. Aynı ülkeler ulusal çıkarlarına uygun önlemler  alıp bankalarını rekapitalize edememekte ve AB bürokrasinin pençesinde çırpınmakta.

Ünlü ‘ the Economist ‘ dergisinin tahminlerine göre, içinde bulunduğumuz 2016 yılında AB ülkelerindeki milli gelir artışı ortalama % 1 – 1,2 kadar  olacak. Buna karşın aynı oranın  Kuzey Amerika’da % 2,5, Asya’da  % 5,4, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da % 3,2 , Hindistan’da % 7, Çin’de % 6,5 olması beklenmekte . Bu düzeyde kalan bir milli gelir artışı  ve AB’nin bugünkü politikaları ile AB sorunlarına çözüm getirebilmek oldukça zor olacaktır.

Üstelik, AB kurallarına göre, her AB ülkesinde kamu borçlarının milli gelire oranının % 60’ı geçmemesi gerekli.  Bu oran şimdi   Yunanistan’da %  150, İtalya’da % 130, Almanya’da % 83, Fransa’da % 81   kadar.  Kamu borçlarında  görülen artışların  AB sorunlarını daha da derinleştirmesi beklenebilir.

AB özellikle şu iki küresel gelişmeden en çok etkilenen dünya bölgesi: (i) Millet tabanlı devlet konumundaki değişmeler , (ii) Sosyal devlet anlayış ve uygulamalarındaki  değişimler. Avrupa bu iki konuda da görüş ve aksiyon birliği içinde değil.

Sonuçta ve özetle, bugünkü “limbo” durumdaki Avrupa Birliği  ( AB) seyir halindeki  bir bisiklete benzemekte : İleri gitmezse (Federal yapıya kavuşmaz ise – ki tamamen imkansız ! ) denge kaybedip düşecek.  Ancak ileri gitme olanağından yoksun.

Ve de üstelik AB ülkeleri, Brüksel AB merkezinden,  otomatik pilota bağlı olarak yürütülmekte: Bu mekanizma AB’nin yürütme organı Avrupa Komisyonu (AK) sorumluluğunda ve hiç bir şekilde her hangi bir kontrole bağlı değil.

Yirmi sekiz üyelik AB‘nin on dokuzunda  kullanılan ortak para birimi Euro’ya gelince : Bu birim , 19 atletin hepsine giydirilmiş tek numara bir koşu ayakkabısına benziyor. Bütün atletlerin bu ayakkabı ile koşup yarışması gerekli.  Elbette ki sadece ayağına tam uyan ayakkabı sahibi

(Almanya gibi) bu yarışta avantajlı ve galip durumda !
7 Ağustos 2016 Portekiz

 

Bu haber 52 defa okundu