18 Ocak 2018 Perşembe
468x90 reklamlar alanı kodu
2013 yılı iyi bitti. 2014’e umut içinde giriyoruz. /Dr. Bahadır Kaleağası yazıyor
2013 yılı iyi bitti. 2014’e umut içinde giriyoruz. /Dr. Bahadır Kaleağası yazıyor

Zaman akıp giderken, yılın bilançosu kaydoluyor tarihin hesap defterine.
Geçmiş ile gelecek, şimdiki zamanın etrafında pervane.
Geniş zamanlarda aramaya devam ediyoruz ışığı.

Önce en kötü ve kaçınılmaz tespit: gezegenimizin atmosferi 2013 yılında ısınmaya, doğal dengeleri erimeye devam etti. İyi haber de var: Birleşmiş Milletler çerçevesinde yeni bir anlaşma için görüşmeler 2013´de hızlı ilerledi. Hedef 2020 yılından önce yürürlüğe girecek yeni bir anlaşma. Karbondioksit salınımı, karbon ticareti, teknolojik yatırım finansmanı ve yeşil enerji devrimi konularında uzlaşma sağlandı.

G20 Gezegeni

2013 küresel mali sistem için nispeten daha iyi bir yıl oldu. G20 zirvesi St. Petersburg´da 5 ve 6 Eylül´de Rusya dönem başkanlığında toplandı;  somut sonuçlara ulaştı. Eşzamanlı olarak düzenlenen B20´de de iş dünyası ile siyasi liderler arasında istişare güçlendi. Ülkeler kur ve dış ticaret politikalarında ortak harekete içindeler. Ekonomik yaşamı düzenleyen fikri mülkiyet, finansal işlemler ve enerji piyasaları gibi alanlarda uluslararası yaklaşımlar güçlendi. Dünya nüfusunun üçte ikisi, dünya ekonomisinin yüzde doksanını temsil eden G20 kurumsallaşmaya devam etti.

Bu arada AB, G.Kore ve Hindistan´dan sonra, hem ABD hem de Japonya ile serbest ticaret görüşmelerine başladı. Küresel düzende demokrasi ve piyasa ekonomilerini aynı eksende toplayan bir “Yeni Batı” şekilleniyor. Çin´de ise yeni siyasi liderlik temkinli bir iç tüketimi tetikleyen ekonomik büyüme stratejisine geçti.

Euro bölgesi 2013´e önemli reform kararları ile girmişti. Bankacılık birliği, ulusal bütçelerin denetimi ve dış ekonomik temsil konularında AB 2013´de daha derin bir siyasal birliğe doğru ilerledi. İki çemberli bir Avrupa´nın kurumsal mühendisliği için AB ülkeleri pazarlığa başladılar. Avrupa Birliği´nin merkezindeki Euro bölgesine sadece isteyen ve de teknik olarak hazır olan ülkeler girecek. Bu çekirdek Euro bölgesinin etrafında daha geniş bir AB çemberi oluşuyor. Bundan sonra sırada AB´nin daha rahat bir şekilde Norveç, İsviçre, Türkiye, Balkanlar ve Karadeniz yönünde genişlemesi var.

2013´de yeni Türk siyaseti

Türkiye verimli bir 2013 geçirdi. Toplum özgürlüklerinin değerinin farkında. Kadın-erkek eşitliği içselleşiyor. Gençler, sivil toplum girişimcileri, mesleklerinde yükselmiş kişiler, uluslararası standartlarda başarılı insanlar, ilerici siyasetçiler ve deneyimli bilgelerden oluşan güven verici bir meclis talebi iyice arttı. Lidere tapma güdüsünden yoksun, yaratıcı bir siyaset kültürü yeşeriyor.

Bu sayede siyasi partiler 21. yüzyılda Türk halkının küresel rekabet gücünü yükseltecek politikalara odaklandılar. Bilgi teknolojileri, özgürlükçü bir eğitim reformu, yeşil enerji devrimi, kadın hakları ve sosyal güvenlik gibi alanlarda hedefleri, kaynakları ve uygulama takvimi belli önerilerle şekilleniyor siyaset yarışı.

Sivil toplum, özel sektör, akademi ve medya da aynı konulara öncelik verdi. Ülke gerçek gündemine odaklandı.

Ekonomik ve sosyal hedefler

Dünyanın 16. büyük ekonomisi olmak önemli. Türkiye, AB ile gümrük birliğini başlattığı 1996 yılından bugüne muazzam bir ekonomik ilerleme başarısı gösterdi. Fakat asıl belirleyici olan Dünya Bankası İnsani Kalkınma Endeksi, ülkeler arası cinsiyet eşitliği sıralaması, teknolojik yenilikçilik grafiği, OECD´nin Pisa eğitim kalitesi testi, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi, Dünya Özgürlük Raporu, Demokrasi Endeksi ve Uluslararası Yolsuzluk Endeksi gibi ölçütler. Türkiye´nin bu sıralamalardaki geri konumu partiler üstü bir utanç kaynağı. Bu durumu düzeltmek için ise 2013 ulusal uzlaşı zemini yılı oldu. Öncelik eğitim reformu. Hedef; ilkokuldan itibaren çok iyi İngilizce, genel kültür, yaratılıcılık, girişimcilik, özgürlük, takım çalışması ve sosyal sorumluluk bilinci. Özgürlük şart!

Türk ekonomisi 2009-2012 döneminde küresel dalgalanmalardan asgari etkilenme ve bütçe disiplini başarısını 2013´de de iyi değerlendirdi. Makro-ekonomik güven ortamında Türkiye´de iş yapma biçimi, yatırım koşulları, kayıt dışı ekonomi ve kurumsallaşma açısından köklü bir atılım gerçekleşti. İş piyasası reformu için toplumsal uzlaşma sağlandı. Vergi reformu başarıldı. Cari açık krize dönüşmeden denetim altına alındı. Türkiye´nin uluslararası sermayeden, ticaretten ve turizmden aldığı pay hızla arttı.

Ayrıca, olumlu siyasi hava, güçlenen hukuk devleti ve AB sürecindeki atılımlar da ekonomik artı değere dönüştü.

2013 Anayasası

Toplumsal uzlaşma içinde, yalın, kısa ve vatandaşla iletişim gücü yüksek bir metin oluştu. Özgürlükçü bir hukuk düzeni, bağımsız ve de tarafsız bir yargı, güvenlik sağlama ve sosyal yetenekleri ile çok güçlü bir devlet düzeni tesis edildi.  Devleti değil, vatandaşı koruyan bir anayasal mantığa geçildi. Etnik saplantılardan, merkeziyetçi dürtülerden, feodal yobazlıktan, teröre esaretten, dogmalardan ve kadın haklarına karşı ilkel hoyratlıklardan arınmış geniş bir demokrasi ufkuna kavuştu ülke. Yerinden yönetim ilkesi kurumsallaştı. Aynı zamanda, güvenlik güçlerinin teknolojik olanakları, insan sermayesi ve yasal yetkileri de teröre karşı en etkili şekilde düzenlendi. Böylece Türkiye kısa sürede AB standartlarında bireysel, kültürel, etnik, dinsel ve cinsel özgürlükler, haklar ve güvenlik ülkesi oldu.

Saygın ve yaratıcı dış politika

Son on yılda uluslararası ilişkilerde eksenler çoğalıyor. Her ülke gibi, Türkiye´nin de dünyanın her bölgesi ile ilişkileri artıyor. Böylece Türkiye hem Avrupa, hem de Dünya´da güçleniyor. Bu yönde 2013´de yeni atılımlar gerçekleşti. Türkiye Orta Doğu´da etkili bir siyasal güç fakat “Orta Doğulu” değil. Bölgesel çatışmalara demokrasi ve ekonomik kalkınma rüzgârı estirerek müdahale eden bir siyasal etki söz konusu. Doğu´da da Kafkasya Refah Paktı sayesinde sınırlar açıldı, tabular aşıldı.

Kıbrıs´ta ise, Türkiye kendini içine hapsettiği 360 derecelik kırmızı çizgiler alışkanlığından vazgeçti. Hedef, tarih ve koşul koyan taraf artık Ankara. Bu gidişle AB ile müzakereler 2016´da tamamlanır.

Dış politikamız açısından en önemli atılımlar ise iki önemli kavramda odaklanıyor: insan ve iletişim. Birincisi insan odaklı dış politika. Temel hedefi ülkenin insanlarının daha iyi sosyal ve ekonomik koşullara kavuşmalarına hizmetin aracı olan bir dış politika anlayışı. İkincisi daha önceki yüzyılın zaman aşımına uğramış uluslararası iletişim özürlü devlet özelliğinden kurtulmak.

Daha birçok olumlu gelişme oldu 2013´de. Sadece dünya medyasındaki “İstanbul, küresel yaşam merkezi”, “made in Turkey modası”, “elektrikli otomobilde Türk imzası”, “yeni teknoloji üssü Türkiye”, “Türkiye´de sokak çocuğu kalmadı”, “Dünya turizminde Türkiye çağı” ve “Avrupa´nın yeni sağlık merkezi” gibi başlıklar bile çok heyecan verici.  

Zaman ve dünya lehimize dönüyor.
Türkiye 2014´e yurtta huzur, cihanda umut ile giriyor.

Not:
Bu yazı 2014 yılı başında yazılması temenni edilen, erken bir 2013 değerlendirmesidir.
Gerçek olaylar ve kişilerle ilgisi belki olamayabilir.


Bu haber 11 defa okundu